20 Şubat 2015 Cuma

küçük arı

küçük arı, yazarın okuduğum ikinci kitabı. ilki kundakçı adında polisiye tarzında bir kitaptı (kapağında balon olduğu için tercih etmiştim :p) ve benim için vasat olarak kalmıştı. bu kitabın namını duymuştum biraz, duygusal bir kitap olduğunu biliyordum,biraz khaled hosseini tarzında bir kitap. ingiliz bir çiftin, evliliklerini kurtarmak adına savaş içinde olan nijeryaya tatile gitmeleriyle konu başlıyor. kitabın kahramanı küçük arı ile sahilde, pek te hoş olmayan bir şekilde tanışıyorlar. sonra küçük arı'nın nijerya'dan ingiltere'ye kaçıyor, mülteci kampından da bi şekilde kurtulunca tek tanıdığı insanları arıyor. bulduğunda da kitabın dönüm noktası ile karşılaşıyor. sonraki süreçte, sarah'ın hayatına girişi anlatılıyor. devamında olaylar, olaylar. yazar, sık sık geçmişe giderek bize olayların nasıl gerçekleştiğini anlatıyor. kitabı bazen küçük arı bazen de sarah seslendiriyor. kendi analizlerini, duygularını, korkularını, seçimlerini anlatıyorlar. savaşın acımasızlığı, çaresizlik, ayrımcılık, ırkçılık, acıtıcı bir şekilde vurgulanmış. küçük arı 16 yaşında fakat yazar bunu açıklamazsa asla anlaşılamayacak olgunlukta. işte işin gerçek kısmı bu, ne kadar yaş alırsan değil ne kadar yaşarsan olgunlaşırsın. kitaptaki olaylar ve kişiler gerçek değil fakat çok çok yalan da değil. kitaptaki gibi petrol yüzünden iç savaşlar olmuş, insanlar ülkelerinden kaçmış, mülteci kampları, sınır dışı edilmeler olmuş. zaten okurken evet bunlar gerçekte yaşanmıştır diyorsunuz biz yaşamasakta tanıdık gelen hikayeler. maalesef, benim için çok sürükleyici olmadı, okunası çok kolay bir kitap değil zaten elimde iki hafta kaldı. onun haricinde yazarın üslubu, hikayelendirmesi güzel ve gerçekti. her ne kadar hep mutlu olmak istesek te mutluluk sürekli olan bir kavram değil sanırım.

1 Şubat 2015 Pazar

nine: nine times time travel


hem dizi aleminden hem de blog aleminden uzak kalınca hiiiç yazasım olmadı. daha da yazmazsam kopacağım gibi gibi. fi tarihinde izlediğim diziyi anlatayım madem (: aşk dizilerinden gına geldiğinde farklı bişi izlemek lazım dediğimde karar vermiştim izlemeye. nine times, dizinin sadece değişik olduğunu biliyordum zaten bi fikrin olmaması daha güzel daha sürprizli oluyor. dizinin başrolü, gizemli bir tütsü çubuğu (aslında 9 tane). canımız, ciğerimiz kahramanımızın bir abisi var ve kendisi bu çubukları bulmak uğruna ölüyor, kardeşi de bu sefer onu geri döndürmek için çubukların peşine düşüyor. tabi ki buluyor ohh başlasın zaman makinesiyle oynamak. zırt pırt geçmişe dönüyor arkadaş bişileri düzeltmek adına. biz de maziyi merak ediyoruz, değişecek mi ne olacak diye? sırlar, karışıklıklar, aşk ikilemleri, intikam duyguları, hastalıklar, ölümler bissürü ortaya karışık durumlar. çok da anlatacak bişi bulamıyorum, evet konu saçma ama farklı, güzel. onu bunu bırak adam güzel be, yer yer keyiflendirip yer yer de ağlatıyor daha ne olsun, sevmiştim siz de sevin (:
not1: ilk defa bu kadar kısacık yazdım (yazmak için yazdığımdan :p)
not2: o kötü adam var ya o nedir yahu nedir yani o mimikler midemi bulandırdı
not3: görsel yeppudaa