15 Ocak 2015 Perşembe

gizli anların yolcusu

ayşe kulin okumayı severim, genellikle sürükleyici bir dili var, ee benim için de sıkılmamak pek mühim. bu kitabı ve bora'nın kitabını pek merak ediyodum, gizli anların yolcusunu okuyunca boranın kitabını da okumak farz oldu pek tabi. neyse kütüphanede bulunca aldım hemencecik, okumaya başlayınca da kısa bi sürede bitirdim zaten. ayşe kulin, insanları anlatmayı pek seviyo, olayların içinde, kahramanların krakterlerini, hayatlarını, aşklarını daha bi vurguluyor. bu romanda da bize aslında ilhami'nin hayatını ve hayatında olan ve giren diğer insanları anlatıyor, kısım kısım bir diğeri ağır basıyor, sürekli aynı karakterde asılı kalmıyo, bu da sıkmıyo adamı. işte bu ilhami, basım işi yapıyo, evli ve çocuklu oldukça da mutluymuş ama yaşadığı bişi hayatını altüst etmeye yetmiş. işte zor, boğucu hayatında bir renk mi arıyo yoksa tuzağa mı düşüyo nası oluyosa, aşklar, kıskançlıklar giriyo hayatına. karısı, kızı, sevgilisi, ortağı zavallı adam uğraşıp duruyo ama sonra gerçek aşkla tanışıyo, tüm hayatını değiştirmeye göze aldığı gerçek aşkla. ayşe kulin bize aslında bir aşk arayışını, diplerde olan bi adamın tekrar yükselmesini anlatıyo, pek de güzel anlatıyo. kitabın benim için olumsuz tek yönü ise günümüz hükümetine bolca giydirmesi, yani bu baskıcı dönemde bunu okuyunca, sıktı biraz, siyasi bölümleri. yani bu kadar da abartılmaz ki, kesinlikle bizim gözlerimiz farklı, anlayışımız farklı, hislerimiz farklı. eğer gerçekten de böyle baskı altında hissediyolarsa kendilerini gerçekten yazık onlara. ama biraz kendilerini kandırıyolar bence (: öle işte benim için geçer not aldı, güzel bi anlatımı vardı her ne kadar tipik bir hikayesi olsa da. bora'nın kitabı çok daha ilginç ve dikkat çekici gibi.

2 Ocak 2015 Cuma

ütopya

ben oldum olası tivide yayınlanan bbg, gelin damat türü programları sevmişimdir, bazılarını çok iyi takip etmişimdir.onlar kurguladı biz izledik. şimdi de ütopya var, ah ah itinayla uzak durmaya çalıştım ama olmadı. başından beri üyelik almadım takılıp kalmamak için ta ki şöyle bi on gün önceye kadar. gerçi o da nasılsa paralı olacak izleyemeyeceğim düşüncesindendi. başta hiç hoşuma gitmedi, gece tekrarı var ben de rastlıyodum, hep kapadım, biraz biraz daha takılıp kaldım. bu tür yarışmaları seviyorum çünkü meraklı bi insanım, hem onları tanımak istiyorum sonra değişimlerini görmek. karakterlerini ya da karaktersizliklerini. farklı insanlar, farklı kişilikler, farklı kültürler. hepsi bir ortamda toplanınca al sana kaos. her izlediğimde bir şok olma sebebi yaşatıyorlar bana sağ olsunlar, bi öyle bi böyleler, istisnasız hepsi öyle. sanırım öyle de olmak zorundalar.
her yer kamera kendinizi saklayamıyorsunuz, yalanınız da dolanınız da ortada. saçma sapan şeylerden tartışma, bir birlerini anlayamama durumları, dedikodu, kıskançlık, ego, hırs. işte izlerken evet bu senaryo ama gerçek diyorum, gerçek dünya da böyle, aynı pozisyonlara çoğumuz düşmüştür, içimizde iyilik olduğu kadar kötülük te var, hırs da var, kibir de, kıskançlık ta. kimisinde az kimisinde çok ermiş kişilerde hiç olmayabilir (bi eremedim be) bu sebeple seviyorum abi, bak gördün mü nasıl yalan dedi şöyle demişti, bakışa bak nasıl sahte bunları yakalayıp bi halt ettiğimi sanıyorum her şey ortada zaten. içten içe bunların oyun olduğunu bilsem de iyice gözüme sokulması hoş değil, bazıları jerinin çok işe karıştığını, kurmaca olduğunu ispatlar gibi konuşuyorlar, ben de aaa evet diyorum. acunmedyayı beğenirim, acun'un kariyerini, tavrını, kimseyi sallamaması da hoş bence (özel hayatına yorum dahi yapmıyorum) ama işte reyting için her şey mubah sanırım. pek tabi ben de bi grubu destekliyor kimilerini daha çok kimilerini hiç. ve evet hiç tanımadığım insanları sevip, hiç tanımadığım insanlara acaip gıcık olabiliyorum. ben semih grubunun taraftarıyım, bunda en büyük neden pek tabi semih. çünkü adam her yaptığını açıkça söyleyebiliyor, arkadan konuştuklarını yüzlerini söyleyebiliyor, evet hep strateji peşinde ama işinin bu olduğunu da açıkça söyleyebiliyor. bunun üstüne bi de aşk oyunu var. 
ya ben buna inanıyorum, bu kadar iyi oynayamazlar. kurre için hala emin olmamakla birlikte semihten eminim ( ne gülecem kendime sonra) diyorum ki illa aşk oyunu oynayacaksa neden kurre? kızın güya sevgilisi var neden böyle bir risk alsın çünkü bu durum olumsuz karşılanabilirdi. baştan beri çok yoğun ilgisi vardı, yani oy potansiyelini bilmeden önce de. kurre, hep istemem yan cebime koy modundaydı sanırım ya pes etti, ya hoşlandı ya da o da oyuna girdi. ama ben en çok onların flört durumlarını seviyorum, bakışları, utanmalar, nazlar, bişi yapmak istemeler ama yapamamalar, benim olayım aşk zaten ya böyle kikirdirik halleri seviyorum. geçmişimde tülin-caner dramı var, bu ne ki.

grubun diğer üyeleri için asla emin olmadım, türkana uyuz oluyorum, ben, ben, ben başka da bişi yok, evet çalışıyor ama bunu sırf çalışıyorum demek için yapıyor çok belli. herkesi çok sevdiğini söyleyip iki dakka sonra kuyusunu kazabiliyor üstelik gülerek. murat, gerçekten çözemedim, bence kapalı kutu, her an her şey yapabilecek potansiyelde. altar, benim için en silik tiplerdendi, ama kaç kere elenemedi, bunda kendi faktörü de var zira onun için çok efendi deniyor, aslında sessiz sakin zekilerden, cuk oturan lafları pat diye kurabiliyor, ama grup kavramına gerçekten sadık gibi. özlem ve abidin için lafım yok diycem de abidini popstardayken de sevmezdim ben barışı tutardım, o zaman bile nasıl birinci olduğunun şoklarındaydım. özlem, beni gerçekten tam anlamıyla şok edip sevindirdi zira hiç hoşlanmıyodum. inci, şöyle şuna iki tokat atayım dedirtecek bi kız, delikanlı ayaklarında ama hiç güvenilir değil bence, türlü saygısızlıklar yapmışken başkasına saygısız diyor ben dilime almaya utanırdım. serkan, çok fazla bi öyle bi böyle, semihle oturup saatlerce konuşup haklısın, evet derken diğerlerinin yanına gidince tonlarca laf ediyor, üstelik kendisinin hep adaletli olduğunu, kimsenin arkasından iş yapmadığını vurguluyor. tuncay, kendisinden de hoşlanmıyorum, çünkü semihi parçalamak isterken yüzüne şirinlikler yapabiliyor, büyük büyük lafları var, çok bilmişler (bunlara serkan da dahil) entelektüeller ya kimseleri beğenemiyolar, of ben diğer tarafı desteklediğim için çok cahilim, kahretsin. hayatta böyle bi yazı yazacağım aklıma gelmezdi, çevremde izleyen yok ee kime anlatcam höh patlıycam valla (:
not: hiççç okuyamam bi ton yanlış vardır kesin üff.