28 Kasım 2014 Cuma

cinayetin simyası

kapakta agatha christie' yi aratmayacak bir polisiye diyor, bence gayet iddialı bir tanıtım. baş karakterimiz gerçekte de yaşamış olan ilk kadın gazeteci gibi bişi. nellie, çok güçlü, ne istediğini bilen, asla pes etmeyen, cesur bir kadın. bu kadın, gazeteci olmak için büyük çabalar veriyor ee zamanında çok zor tabi kadının hiç değeri yok bi de gazeteci olsun. patronu da ünlü pülitzer, kadın işini sağlama almak için bir akıl hastanesini araştırmak için kendine deli süsü verip içeri postalıyor kendini. orada incelemeler yaparken kadınların ortadan kaybolduğunu görüyor ve doktoru yakalamaya çalışırken yangın mangın puf oluyor, aynı tür cinayetler farklı ülkelerde görülünce nellie, işin peşine düşüyor ve kendini pariste buluyor. paris te ne paris kimi ararsan orada. ünlü yazarlar, şairler, ressamlar kitapta mevcut. nellie'ye yardım eden erkekimiz misal jules verne (hani seksen günde devrialem felan), oscar wilde ve türlü isimler. paris te bir karışık, isyanlar, anarşistler, üstüne bir de salgın hastalık şehri esir almış. nellie, bu kadın cinayetlerinin peşindeyken, salgın hastalıkla mücadele, dönemin politikası, insan ilişkileri pek güzel işleniyor. verne ve nellie'nin üslubu pek keyifli, bir birlerine takılmaları, imalı lafları eğlendirik bi de aşk meşk var daha ne olsun. bunlar katilin peşinde katil bunların peşinde, doktorlar salgının peşinde, kim dost kim düşman böyle olaylar. geçekten farklı kurgulanmış, kaliteli, çerez kıvamında olmayan bir kitap. ha hep olumlu anlattım ama benim için çok sürükleyici olmadı belki benimle alakalı da olabilir. beğendim.

5 Kasım 2014 Çarşamba

ıt's ok, this is love

allahımm dizi izledim ben. sanki yıllardır çekikçikleri görmemiş gibiydim. uzun bi ara verince genelde soğukluk olur ve ne izleyeceğimi bilmem. ama gece bişi izliyim dedim ve hiç düşünmeden ilk aklıma bu dizi geldi. oyuncuları hep sevdiğimden yazmıştım aklımın bi köşesine, demek çok derinlerde kalmamış, hemen hatırlayıverdim. ın sung ve hyo jın oynar da izlenmez mi, yan roller de şahane olunca değme keyfime. dizide çok yakışıklı bi adam var, kendisi yazar ve bir programa katılıyor, diğer konuk ta bir doktor hanım bir birleriyle çok seviyeli bir şekilde didişerek süreç başlıyor. yazar bey, bir süreliğine başka bir eve yerleşiyor ve gidince bi de ne görsün güzel ama gıcık doktor orada. böylece önce savaşma sonra flörtleşme sonra da sevişme dönemi başlıyor. 
dizide tipik bir aşk hikayesinden farklı olarak jae yul'un dramı, abisi, annesi, takıntıları ve hastalığı varken hae soo'nun da kendi dramı, hastalığına sebep olan olaylar felan var. senarist iki hasta insanı buluşturup, bir birlerini tedavi etme süreçlerini bize izletmek istemiş. jae yul'un özgüvenini, rahatlığını, karizmasını, ukala oluşunu, boyunu, posunu, kılık kıyafetini çok beğendim, rize sokağında birini görsem belki gülerim ama bunlara yakışıyor yahu. hae soo, onu ittiğindeki tavırları, mimikleri, gülüşü pek hoştu ayrıca adam çok iyi oynuyor. hae soo'nun ittirmekleri, kuul tavırları, kıyafetleri hele de pantolanları, ağlamaklı halleri çok çok hoşuma gitti. yan roller de kwang soo'ya ayrı bir hayranlığım vardır, daha önceki bir filmde bir akıl hastasını oynamıştı ve süperdi burada da farklı bir rahatsızlığı var ve yine döktürmüş. reply amcayı artık konuşmuyorum zaten acaip sempatik ve adam doğal komik bence. dizinin en güzel kısımları da bu arkadaşlık halleriydi. 
dizinin en güldüğüm sahnesi, bunlar tatildeyken hatun yine bişileri istemiyo adam da kızıyo, hatunun sakat kolunu uzatıp çocuk gibi acıyo ama felan demesi çok tatlı çok çok güzeldi, bin kere izleyebilirim o sahneyi. ilk bölümler komedi sonraki bölümler ise dram gibiydi. ama yine de gülmekli sahneler daha fazlaydı. üff ne sıkıcı dediğim bi bölüm olmadı, sürükleyiciydi. sadece finale doğru işte yine bi yıl atlamalar, saçma aile problemleri felan oldu, ne yapalım her dizide olcak illaki. öyle işte sevdim ben.

görseller: asianwiki, gifti ben yaptım :p 
not: aşık olsam ne güzel olurdu ühü.