28 Mayıs 2014 Çarşamba

gözlerini sımsıkı kapat

adı nasıl da güzel çok sevdim adını. bir seri kitabı kendisi, kahramanımız emekli polisimiz gurney. üçüncüsü daha çevrilmedi sanırım, belki de çevrilmiştir bilmiyorum. ilk kitabı okuduğum ve beğendiğim için bunu görünce çakıldım pek tabi. konusu, süpersonik insan olan dave, geçen kitapta başına açtığı işler nedeniyle böyle bir çiftlik hayatına geçiş yapmış olup, sıkıntıdan patlamaktadır, ta ki eski bir meslektaşı kapısını çalana kadar. çok alengirli bir cinayet oluyo, çok zengin ama tuhaf bi hatunu düğün günü diğer tarafa postalıyorlar. normal polisler işin içinden çıkamayınca, kızın annesi, para da bok gibi, işin uzmanına  başvuruyor. sevgili dave, karısıyla yaşadığı problemlere rağmen kabul ediyor işi. bizim de uzun yolculuğumuz başlamış oluyor böylece. konu hakkında pek bişi anlatmıycam, işte baştan katilin belli olduğu doğrultusunda ilerleyen bir kitap. ama olay örgüsü pek karışık işlenmiş, işin içine sapık ruhlu kurbanlar da dahil oluyor, sebepler ve sonuçlar birbirine bağlanıyor. kitabın bende bıraktığı etkiye gelecek olursam, bir önceki kitaba ve genel polisiyelere göre, konuya giriş çok uzuyor, neredeyse 100 küsürlerden sonra ancak bişiler anlatmaya başlıyor, ayrıca sayfa sayısı çok fazla ve yarısından sonra biraz daha sürükleyici olabiliyor. aklından bir sayı tut, çok daha iyi anlatılmış ve çok daha akıcıydı bana göre. bilmiyorum belki ben kolay adapte olamadım. bence bağlantılar zayıf kaldı, çok önemli görünen detaylar basitçe açıklandı, misal dave'e bi adam musallat oluyo, onun gibi profesyonel o faka nası basıyo bi de sonucu yok. çok önemli bir bölüm olarak alınıyor ama fos. diğer kitapla ortak bağlantı vardı, üzerinde durulmadı, çizme olayı vardı, bence komik bi şekilde açıklandı, cinayet silahıyla alakalı şey de tatmin edici değildi, ayh hele sonunda olan atraksiyonlar. şahsen adamın ilk kitabı çok satanlara girsin, ikinci kitabı böyle olsun. bazı olumlu yorumlar da okudum çok tuhafıma gitti açıkçası. tamam çok ezikledim, ne kitaplar okudum, o kadar da kötü değil :p ne olursa olsun adamın üslubu güzel bak yalan konuşamam (:

21 Mayıs 2014 Çarşamba

siz hiç (mim)

cici nabrut, şuracıkta beni mimlemiş. mimleri seviyorum, pek teşekkür kendisine. berbat gündemden dolayı çok gecikti. yanlış anlamadıysam kendi hiçlerimi yazıcam. kolay gelsin bana.

siz hiç incecikken heybetli birine dönüştünüz mü?
siz hiç alakasız şeyleri, paranokça kendi üzerinize alındınız mı?
siz hiç yanınızdaki daha çok yesin diye az ile yetindiniz mi?
siz hiç eve varıp çay içmeyi hayal ettiniz mi?
siz hiç umudunuzu kaybettiniz mi?
siz hiç arabada unutulup, kilitlendiniz mi?
siz hiç çok güzel bir kariyer şansınız varken pes ettiniz mi?
siz hiç balonlarınızı adlandırıp, onlarla konuştunuz mu?
siz hiç en normal reklamı bile izlerken ağladınız mı?
siz hiç yüzüklere aşık oldunuz mu?
siz hiç en yakın, en sevdiğiniz insanların çok uzağına düştünüz mü?
siz hiç kardeşken sürekli abla sanıldınız mı?
siz hiç 18 yıl boyunca aynı bilekliği taktınız mı?
siz hiç beğendiğiniz aktörlere rahat asılabilmek için yaşlarını kontrol ettiniz mi?
siz hiç uyumuyorken, uyuyor numarası yaptınız mı?
siz hiç misafirliğe gittiğinizde yırtık çorabınızla göz göze geldiniz mi?
siz hiç sırf anneniz istiyor diye bir sınava hazırlandınız mı?
siz hiç yedek oyuncuyken maça girip servisle 7 sayı alıp tekrar oyundan çıkarıldınız mı?
siz hiç uzaktan vay hoşmuş dediğiniz çocuğun yanınıza geldiğinde kardeşiniz olduğunu gördünüz mü? (geceydi)
siz hiç daha önce milyon kez duyduğunuz bişiyi yeni duyuyormuş gibi yaptınız mı?
siz hiç başkası ile karıştırıldığınız için iftiraya uğradınız mı?
siz hiç bir otobüsü çiş molası için durdunuz mu? 
siz hiç şemsiyeyle erkek dövdünüz mü?
siz hiç başka birinin evinde aynı gün iki kere demlik düşürdünüz mü?
siz hiç kapı deliğinden bakıp, evde yokum numarası çektiniz mi?
siz hiç içimde kötü bir his var deyip, belayı çağırdınız mı?
siz hiç gece yarısı ağlayan kedi yavrusunu bulup, yemek verdiniz mi? (ve verdiğim an sokağın başında bir sarhoşun belirmesi)
siz hiç göbeğinizin kocamanlığını arkadaşlarınıza gösterirken bir erkek bakışlarıyla karşılaştınız mı?
siz hiç cin çağırdınız mı? der ve kaçarım (:


















15 Mayıs 2014 Perşembe

acı

daha geçenlerde kore'de olan gemi kazasında vay be bissürü genç gitti yok yere dedim, ondan önce uçak düşmüştü yazık oldu demiştim. suriye'den, mısır'dan gelen haberlere alıştık zaten. ülkemizdeki kaza haberleri bile fazla gelirken bir anda yüzlerce can gitti. al işte bizim başımıza da geldi. vahlansak ne yazar konuşsak ne yazar. gidenin yeri güzel olacak inşallah da amalar var işte. neden oldu, nasıl oldu? bu zamanda artık olmamalı ya olmasın. şu dünyadaki ender gerçeklerden biri de ateş düştüğü yeri yakar, biz nasılsa unuturuz bir kaç güne. olan onlara oldu, giden gitti, kalan perişan. 

11 Mayıs 2014 Pazar

bugünün notu


bugünleri kutlasan bi dert kutlamasan başka. ben pek hoşlanmasam da anneler de bi beklenti oluyordur diye düşünüyorum. reklamlar öyle bir psikolojik baskı yapıyor ki pas geçemiyorsun. ben de annemlere bu notlarla sürprizler hazırladım. slayt yaptım üstüne konuştum, ömrümde ilk defa gift bile yaptım. aslında uzakta olmaları iyi oldu çünkü yanımda olunca sadece öpecektim, böyle daha emek harcamış oldum ve değişiklik oldu. üstelik benim bilgisayar olaylarıyla hiç alakam olmadığından bildiğin emek verdim. onları çok seviyorum. iyi ki varlar, belki okuturum bi gün. aşksınız siz yaa.

4 Mayıs 2014 Pazar

aylık vari bişi üç

benimkiler çok belli bence (:
aylar aylar önceydi :p her zamanki gibi tek aktifliğimiz kurs fakat son demlerini yaşıyoruz bu ay. hatta son haftam bu hafta olabilir gibi. elimdeki resim bitsin diye cavrıyok bakalım. güzel insanlar tanıdım. inşallah seneye devam etmeyi planlıyoruz aynı kadro. güzel anlarım oldu, keyiflendim, çok da sinirlendim ama geneline bakarsam deşarj benim için. kurs arkadaşlığını dışarıya da taşıdık, ev toplantıları, pasta börek, bol dedikodu en sevdiğimden (: artık bi daha sergi fotolarını eklemek nasip olur gibi.
geçtiğimiz aylarda köyde de çok sık bulundum hatta bir ay annem istanbul'a gitti ben de ablayla köyde kaldım. iki başımıza sakin, rutin günler geçirdik. ben sabaha çok erken saatlerde başlıyordum, neden bilmem saati sekizi zor ediyordum, ablam için en büyük sıkıntı bu oldu (: önce kuzineyi yakıyordum, üstünde çayı demleyip, ablayı uyandırıyordum, uzun uzun müge anlı eşliğinde çay keyfi yaptık. sonra günlük rutin işler yapılıyordu, misal ömrümde ilk defa ilk olmasa bile ikinci kez odun kırdım, daha doğrusu hazır odunları kolay yanması için küçülttük, onun bile bi keyfi vardı. 
kedi gibi yüzünü silme huyu var bi de illa dibinde oturur
biraz hayta ile oynayıp zaman geçiriyorduk (bu süreçte kendisi dost tarafından biraz hırpalanıp ölümle burun buruna gelmeyi de başarıp, yüreğimizi ağzımıza getirdi. çok büyük korku yaşadık, dost o günden beri fabrikanın çatısında. artık tehlikeli buluyoruz onu, ne yapacağımızı da bilmiyoruz sadece ablam gidebiliyor yanına yemek, su ve ilgi için. biz diğerleri de aşağıdan bağırıp, seslenebiliyoruz sadece). akşam soğuğu yaklaşınca yine yakıyorduk sobayı oh mis, abla kendi aleminde ben kendi alemimde oluyordu gündüz. yemek, çay faslından sonra dizi keyfi yaptık pek tabi. öyle öyle bi ayı hiç ettik. tabi ki ben ders felan çalışmadım, kpss benim için koca bir yalan oldu kısaca. 
bay hükeli
köyde olduğum süreçte bi de ablanın doğum günü faslını yaşadık. aileden başka kimse olmadığından atraksiyon olayımız da olamayacağından, iki arkadaşı çağırdım ama benim saf ablam hiç bişi çakmadı, hatta başka bi arkadaşı arayıp sürprizi batırmaya çalışsa da ucundan kurtardık. ya şüphelenmedi ya oskarlık oyuncu kendisi. öyle dört kız, dedik güldük, foto çekebilme maceralarımız sayesinde çok da eğlendik. oldukça mütevazi bi doğum günü oldu abla için. hediye bile alamadım (tüü bana). buradan onu kalbimi acıtacak kadar sevdiğimi itiraf ediyorum. moralsiz, sağlıksız, depresif olduğu her an kahrolma sebebi benim için. daima özlediğim, benim yol arkadaşım, dayanağım, uğur böceğim, hindiba çiçeğim biliyorum çok zor ama mutlu olmanı diliyorum ve bunu senden istiyorum, iyi ki varsın. 
köyde geçirdiğim sakin günlerden sonra hastane ile de epeyce samimi oldum. annemle bi süre kaldım, sonra da ananem le kaldım, bu ay ortası bir kuzen ameliyatı, ay sonu da annemin ameliyatı var, bu ay da mesai harcayacağım. yok biri beddua etti bana sanırsam ama hasta ben olmuyorum, o da ilginç (: o günleri olaysız bi şekilde atlatacaktım ki son gün sevgili bir hemşire arkadaşla hırlaştık biraz. ee o kadar olacak, hem sağlık personeli eskisi gibi değil hem ben daha olgunum :p aylar geçti gitti, kışın postu serip yattık şimdi çalışma zamanı geldi, başlasın fabrika günleri. mayıs dedin mi bizim iş vakti başlıyor demektir, fabrika şu anda hazırlık içinde, şöyle 10 gün içinde çay sezonunu açarız. yaz demek iş demek, çalışmak, yorulmak, sıkılmak demek, bunların hepsini tüm kalbimle istiyorum, deli gibi yorulalım inşallah (: buradan güzelim çaylara sesleniyorum usul usul bu yana geliniz :p