30 Mart 2014 Pazar

kötü başladı ama güzel bitmeli bugün

sabah daha sekiz buçuk bile olmadan kapı çalmaya başladı. zile üst üste dört kere bastı. yahu hadi pazar günü demedin hadi daha sabah demedin bi kere bastın ulan biraz bekle dört kere zile basmak nedir abi? zavallı annemin uyanıp kapıya koşması o kadar sürdü eğer gecikseydi o zil kaç kere çalardı hayal edemiyorum. güne böyle deli bi şekilde başladım ha delirmemde saat dörtlerde uyumamım ya da migrenle gözümü açmamım etkisi yok tabi ki (: kadın tam iki saat kaldı, düşünsenize bizimkiler yeni uyandı, kahvaltı felan yaptılar. üstelik gelen komşu toplasan belki iki kere gelmiştir bize. neyse pek normal olmadığı aşikar ama  sinirlendim bi kere. uyandığımda gördüğüm kar manzarası bile sakinleştirmedi beni. bizimkilerle gitmedim oy vermeye. başım hafifledi, kahvaltı felan ikiden sonra ancak çıktım. şemsiye almıştım, dışarı çıkınca yok karı hissetmeliyim dedim ve bıraktım şemsiyeyi. açtım müziği, girdim yola. 
resmen tipi gibi kar yağıyordu, üstüm başım, yüzüm, gözüm kar oldu (: güle güle yürüdüm, görenler deli olduğumu düşünmüştür kesin. okula yürüdüğüm on dakika ömrümdeki en huzurlu anlardandı, ne sinir kaldı ne migren. babam, sürekli pazar kar yağacak dedi durdu ve ben sürekli onunla dalga geçtim ama kendisi iyi bir insan olduğundan hiç yüzüme vurmadı terbiyesizliğimi :p mübarek, martın sonunda yağdı, baharı karla karşıladık sayılır. umarım bereketini getirmiştir yağan kar. inşallah, ülke için en hayırlı sonuçlar doğar bugün. ben biliyorum da hayırlısını bakalım millet de bilecek mi :p artık tivi karşısında heyecan zamanı.

27 Mart 2014 Perşembe

kaplanın karısı

kaplanın karısı, hem adıyla, hem ödüllü olmasıyla hem de yazarının benden küçük olmasıyla dikkatimi çekti. nasıl anlatacağıma dair bir fikrim de yok. sanırım başrollerimiz; natalia ve dedesi. yani kitapta, anlatılan bütün hikayeler bu kişiler, onların yaşadığı zamanlarla ve insanlarla ilgili. kitapta pek çok karakter anlatılıyo, pek çok hikaye var. ölemeyen adam, kaplan, kaplanın karısı, kazanlar gibi. kitabın geçtiği dönem ve daha da öncesi savaş yıllarında geçtiği için, kitapta savaşın izleri de var. bolca türkler geçiyo çünkü konum balkanlar, yugoslavya, bosna herkes felan var. bosna savaşının olduğu dönemde müslümanlar da geçiyo ve yazar müslüman karşıtı değil. savaş anlatılmış ama siyaset yapılmamış kitapta ya da ben anlamadım (: ben bu kitabı okurken araya üç kitap sokuşturdum yani kesinlikle sürükleyici bi kitap değil. ama inat ettim ve bitirdim, çünkü yarım bırakılacak bir kitap da değil. işte içinde küçük bir kız çocuğun gözünden hikayeler var, hayal gücü çok geniş olan küçük bi oğlanın hikayeleri, onların büyümüş halleri ve hatıraları var. böyle ağır ağır okunabilecek bi kitap.

24 Mart 2014 Pazartesi

mim

kişisel şeyler olan mimleri okumayı seviyorum, daha da tanıtıyor sana okuduğun insanı. bu mimi bana portakal yiyen kedi pasladı, kendisine öpcük yolluyorum (: 
1. soru: neden morumsubalonlukızçocuğu? 
burada blog adımın tarihçesi soruluyor. aslında ilk blog adım farklıydı öyle böyle, hızlıca açarken öylesine koymuştum, benimle alakalı değildi, sonra artık değiştireyim deyince, hiç düşünmedim çünkü msn zamanında kullandığım takma addı. zihnimde balon hep küçük bir kız çocuğuyla takımdır, balon aşkıma, mor sevgimi eklemiştim ve bu ortaya çıkmıştı, seviyorum.
2. soru: hayat felsefeni belirleyen söz nedir?
öncelikle var mı acaba, keşke biraz araştırsaydım ama afilli bişi yok aklımda. mesela; beterin beteri vardır, herkesin bir derdi var durur içinde, şükretmek lazım gibi şeyler dilimdedir hep.
3.soru: kendimle ilgili üçü doğru dört şey nedir? (biri uyduruk yani)
- en kıskandığım şeylerden biri kitaplardır
- sıcağı çok severim
- topuklu ayakkabı favorimdir
- karamelli çikolata candır.
gayet kısa sürdü, kolaydı. sanırım çoğu insan yaptı ya da yapmamayı tercih etti. eğer okursa bet koralayn'a paslıyorum, belki yazar (: 
görsel: deviantart

18 Mart 2014 Salı

animekalpbeniki

anime aşkım azcık yavaşlasa da devam ediyor, körüklemek içinde az dozda anime enjekte edeyim kendime (: son izlediğim serileri paylaşmamıştım, bunlardan ilki toradora. animemizde pek çoğunda olduğu gibi dışlanan bir çift öğrenci mevcut (: bunlardan erkek başrolümüz aslında hiç sert olmamakla beraber nedense öyle görülüp, kendisinden tırsılmaktadır. hatun başrolümüz ise boyu minnacık ama asabiyeti dev mübarek, çok sinirli olduğundan bol tehlike taşıyor o da o yüzden yalnız. sonra bunlar bir sınıfta birleşiyor, bi de yan komşu oluyorlar, bu ikili başka birilerine aşık ve bir birlerine bu aşk yolunda yardım etmeye karar verirler. taiga, yalnız olduğu için ryu ve annesi ona çok destek oluyor, bi nevi beraber yaşıyorlar, böylece bol bol taiga ve ryu görüyoruz. ryu, sürekli kızdan dayak yiyor en keyifli sahneler, güzel bi arkadaşlık işlenirken, aşk da ilave olunca al sana anime işte, 25 bölümlük bi seri, rahatlıkla izlenebilir.
usagi drop, oyhh sen ne tatlı ne şirin ne samimi bi animesin. filmini de yapmışlar. böyle çok çok uzun sürsün isterdim ama 11 bölüm bir kaç ovalık kısa bir animecik. dai, dedesinin cenazesine gidiyor, dede ölünce ortaya çıkıyor ki, adamın küçüçük kızı var ve bu kızcağız ortada kalıyor kimse istemiyor felan. daicik de, yalnız başına yaşayan bi delikanlı, atarlanıyor ailesine ve kıza sahip çıkıyor, işte animede onların ilişkisini anlatıyor, of çok tatlı, duygulu, çok sevilesi bişi, pek çok sevdim ben kendisini.
corpse party, farklı bir okul animesi, öncelikle anime siyah ve kırmızı yani karanlık ve kanlı (: sınıfta öğrenciler toplaşıp böle korkunç hikayeler anlatıyorlar sonra deprem mi artık hayali güçler mi nedir, paldır küldür yerler yıkılıyor ve başka bir boyuta, okulun üstüne yapıldığı eski okula düşüyorlar. o okulda da bişiler olmuş artık, lanetler, ölümler, kim lanetledi, kim hayalet kim gerçek? oraya düşen çocukların kurtulma çabalarını izliyoruz bol ölüm sahneli bir şekilde. görsel çok harika olmamış, ama farklı bir senaryo. zaten minicik, 4 bölüm adama hiçbişi kaybettirmez bence. 
son animem de yine bir okul animesi, kimi no iru machi. başrolümüz eba, şehirden köy okuluna transfer oluyor. köyde de, bir tanıdıklarının evinde kalıyor, evin oğlu da diğer karakterimiz. aslında başlarda uyuz oluyor kızımıza ama sonra arkadaşlıkları ilerliyor, aşk başlıyor ama ayrılıyorlar. çocuk pes etmiyor, peşinden gidiyor ama araya başka engeller, olaylar giriyor. oğlumuz pek şanslı etrafı kızlarla çevrili, artık gerçek aşk mı, sadakat mi, vefa mı seçip beğenip alıyor (: görüntü, çizimler, hele o saçlar pek güzeldi. gerisi için yanii diyebilirim.
görseller: fandom, zerochan, corpseparty.wikia, bunny1ov3r.