25 Ekim 2013 Cuma

gecenin balonu


geçenlerde bi yakınım evlendi. gelinliğini görünce içim bi hoş olmadı değil (:
görsel: resimge.

17 Ekim 2013 Perşembe

the last cinderella

sarangni'deki izleme listeme bakınca anımsadım tekrardan, aylar önce ablacığın seçimiyle beraberce izledik. kendisi 11 bölümcük bir japon dizisi, japon dizilerin en güzel tarafı kısa olmaları (: dizi aynen bizim gibi yaşı geçmiş ve yalnız olan sakura etrafında dönmekte, bu sakura kuaför ve salonun başına geçmeyi beklerken eskiden tanıdığı hatta aralarında hafif uyuzluk olan rintaro müdür olarak  gelir bu da yetmezmiş gibi kapı komşusu da olur. dizi boyunca bunlar hep didişir durur (bence en tatlı yerler buralar) rintaro'ya aşık olan bi kızcağız bunların yakınlaşmasından korktuğu için kardeşinden yardım ister ve devreye genç ve yakışıklı hiroto girer (bu ikilinin tanışma faslı, başlangıç olayları da fena değildi). böylece dizimizin aksiyon kısmı başlamış olur. iki erkek bi kadın, aşk üçgenleri, acabalar, sevgi mi değil miler, rolller, seçimler gibi gibi. ayrıca sakura'nın arkadaşları, onların ilişkileri de işleniyor dizide.  adında her ne kadar külkedisi durumu varsa da şahsen ben öyle bişi göremedim dizide, öyle afet felan olmadı yane. dizide kaybeden ben oldum, başka türlü şeyler hayal ettim ama olmadı, haksızlıkkk. dizi, hem komik hem aşklı meşkliydi, çerez kıvamında bişiydi. kısa olduğu için yormadı, kendini izletti, kısaca fena değildi. japon dizilerinden hoşlananlar ya da başlamak isteyenler tercih edebilir bence.
görsel: yeppudaa

12 Ekim 2013 Cumartesi

imzanızı talep ediyorum

rize küçük yer olduğu için kitap satın almak için çok alternatifiniz olmuyor, illa internetten almak gerekiyor o zaman da bi kitaptan sebep kargo vermiyim bi kaç tane daha alayım olayı oluyor, o bi kaç taneye de benim bütçe yetmiyor işin kolayına kaçıp kütüphaneye dadanıyorum ben de. zaten ayda okuduğum kitap kadar kitap satın alamam, fakirim ben ühühü. işin şakası kütüphane olayını seviyorum, farklı bir kültür geliyor bana. ama pek tabi bulamadığım kitapları da şıp diye almak isterim ama nerdee. işte bu yüzden rosa'nın dünyası'nın yeni yazısını okuduğumda hemen katıldım. olay kitapların KDV'sinin kaldırılması, biliyorum imkansız gibi ama sadece umut (: siteye girip, imzalıyorsunuz bu kadar. belki bir iki kişi görür diye buraya da ekliyorum. http://imzakampanyam.com/Kitap-Fiyatlarindaki-KDV-kaldirilsin-imza-kampanyasi

10 Ekim 2013 Perşembe

hiç kimse sıradan değildir ve ikaz

markus zusak, aklımda olan yazarlardan biri idi. gerçi aklımdaki kitabı bu değildi ama ne bulursak kardır hesabı okudum pek tabi (: türü için ne denir bilmiyorum azcık maceralı azcık felsefik bişi. ed ve arkadaşları bir gün bankadayken bir soyguncunun gelip orayı soyası gelir, adamı canından bezdirdikleri yetmiyomuş gibi ed bi de adamı yakalar. zannımca bu nedenle ed birileri tarafından seçilir. posta kutusunda üzerinde mesaj olan iskambil kağıdı bulmasıyla oyun başlar. işte bazılarında isimler bazılarında adresler, ed'e yapılması gereken denmiyor onu kendisi bulmak zorunda, zaten işin zevki de zoru da orası, şunu şunu yap dense olay robotluktan başka bişi olmaz. işte kendini oldukça sıradan bulan ed, insanların hayatlarını değiştirmeye başlıyor. bi taraftan görevleri yerine getirirken bir taraftan da kendi hayatını anlatıyor. arkadaşları, annesi, sevdiği. bir hiç olan bir adamın değişimini gösteriyor bize yazar kişi. roman öncelikle farklıydı, heycanlı ve eğlenceliydi. ayrıca anlatımı rahat, okuması kolaydı, yazıları da kocaman olunca hiç sıkıntı çekmeden aktı gitti. vay anasını süper be değil belki ama benim için güzeldi. kitabın mesajı adından da anlaşıldığı üzere hiç kimse sıradan değildir, öyle mi acaba?
ikaz, polisiyeden ziyade gerilim tarzı bir roman. burda ön planda bir dedektif veya bir suç unsuru yok. başrolünde kendini fotoğrafa adamış kristin var ve bütün konu, olaylar kristinle ve fotoğraflarla bağlantılı. bir sabah bir otelin önünde dört ceset torbası görüyor ve fotoğraflarını çekmek istiyor o anda torbalardan birinde bir kadın elinin dışarda olduğunu hatta hareket ettiğini gördüğünü iddia etmesiyle gerilim başlıyor. öncelikle bu olay gerçek mi bir rüya mı onu anlamaya çalışıyoruz, sonra sürekli kabuslar, çekilen fotolarda çıkan değişik haller, ölü insanları görme, uyarılar almalar felan filan. amaç kadın kafayı mı yedi yoksa gerçek mi bunları öğrenmek. bu konuyla eş orantıda giden bir de aşk yani maykıl var, ama bu taraf ta sorunlu adam evli felan onun ailesiyle ilişkileri, karısı, çocukları da işleniyor. acaba adam seviyo mu, kafasında ne var, neler planlıyor, son nokta da bunlarla alakalı. fikrime gelecek olursam, benim için oldukça sıradan bir kitap. bazı noktalar aydınlanmadı ki en sevmediğimdir. fakat olumsuzluklara rağmen kendini okuttu, sürükleyiciydi.