27 Temmuz 2013 Cumartesi

animelere devam


şuraya ramazanda kapalıyız yazısı assaydım daha iyiymiş. yazıları okudum ettim ama bi türlü yazamadım, şeytan bindi omzuma (: şöyle hayırlı ramazanlaaarrr bile diyemedim aha da bitti gitti. neyse geliş amacım animeciklerimi yazmak. ablayla dizi izleme çalışmalarımız devam ediyo ama pek başarılı olamıyoruz, burnumuz kalktı bi kere hiç bişi beğenmez olduk (: 
ilk anime, kuragehime prenses denizanası mıydı neydi la adı öle bişi işte, denizanasıyla ilgili olduğu kesin. hangi bloktu hatırlamıyorum ama bi yerde gördüydüm kısa olunca hmm şuna bakayım bari dedim. şimdi öncelikle animede beş tane evde kalmış kız var, aynı bennn (: burdan bi çekti beni tabi, işte pansiyon gibi bi yerde kalıyolar ve erkeklerin girmesi yasak tabe. kızımız tsukimi denizanalarına aşık, canı darlandımı gidip petşopun camına yapışıyo, bu beraber olmamaları gereken denizanaları bi akvaryuma koyulunca ölcek diye delleniyo ama kızda tiki hastalığı olduğu için iletişime geçemiyo elemanla, hemen imdadına acaip tiki görünüşlü çokkk güzel bi kız yardım ediyo, tsukimi de onu odasına davet ediyo felan, ama uyanınca bi de ne görsün kız gitmiş şukelaaa bi çocuk gelmiş yerine, bi türlü anlam veremedim ama oğlumuz kız kılığına giriyo, öle gezip tozuyo. ama çokkk datlı bi de ortalığı karıştıran abisi var işte kıskançlıklar, azcık aşklar felan, bi de en komiklerden şoför var yerink. ayh şiştim, yani kızların korkuları, çekinceleri, tepkileri, konuşmaları, değişimleri keyifli, eğlendirici, komik. ama yarım kaldı bence, belki ikinci sezonu düşündüler ama benim bildiğim yok, çünkü mangası devam etmiş. izlenebilir.


şimdiye kadar izlediğim animelerden death note hariç, sanırım hepsi böle çerez kıvamındaydı, biraz da değişik şeylere bakayım dediğimde işte en beğenilenleri araştırmaya başladım ve içlerinden another'ı seçtim. anime, gerçekten de ilginçti, konusu güzeldi, görüntüler güzel, çizimler, kuklalar harika. konuya gelince,çok eskiden orta okulda çok süper ötesi bi kız varmış ama ölmüş, arkadaşları da çok sevdiğinden hayatlarına o varmış gibi devam etmişler. artık o yüzden mi neden bi lanet gelmiş o sınıfa ve yıllar sonra bi şekilde sınıftan çocuklar ve yakınları ölmeye başlamış. oğlumuz, okula yeni gelmiştir ve sınıfta da misaki adında kimsenin muhatap olmadığı bi kız var, işte oğlumuz buna bulaşıyo, konuşmaya çalışıyo felan işler de öyle başlıyor. ölümler, kim öldürüyo, nasıl oluyo, ölü olan kim, lanet mi var nedir diye diye izletiyo kendini anime. ölümler felan hep bi değişik hep bi atraksiyon, özellikle son bölümlerini çok beğendim işler çözüldüğü için yani sonu var çözülüyo (: öle işte beğendim ben en azından kanlı manlı bişi yaaa. halaa çerez izleme niyetinde olmadığım için, arayışlarıma devam ettim ve itinayla kaçındığım vampire knight'ın kapısını çaldım. ilki bitti, ikinciyi de izleyince onu da anlatırım artık. o zaman öptüm.
görseller: yeppudaa ve fanpop.

11 Temmuz 2013 Perşembe

otuzu devirmek

başlık her ne kadar bu günlerimi yansıtsa da aslında bir kitap anlatacağımdır. kütüphanede yoğun bir şekilde kitap arayışındayken elime geldi kendisi. adını okuyunca zaten direk okumalıyım dedim. neden çünkü ben de otuzu devirmek üzereyim, belki de yazıyı yayınladığımda devirmiş bile olurum. mis gibi tam tamına otuz oluyorum kitaptaki anlatıcı beyimizin de otuz olmasına günler kalmış. nedense bi telaş almış beyefendiyi. kendisi çocukluğundan beri otuz olmanın hayalini kurarmış çok matah bişiymiş gibi. ama otuza yaklaşınca da böle bi yusuf yusuf olmaya başlamış, lan neyiz ne olcaz hesabına. kitap anlatıcının yani matt'in iç dünyasında kendisiyle hesaplaşmasıyla başlıyo bi nevi. aşk hayatındaki gelişme, iş hayatındaki değişikliklerle kendini bi anda memleketinde buluyo. ve eskiye dönüp, eski arkadaşları neydi ne oldu olayına giriyo. işte tekrar aile ile olma, arkadaşları arayıp bulma, toplaşmalar, eski anılar, aşklar, sırlar, hayaller. matt eskiye takılıp kalmış bi adam, bazı bağları koparıp atamamış, zaten kafası karışıktı bi de anı ile yani nostalji ile sevgiyi birbirine karıştırınca iyice allak bullak oldu dünyası. işte ben de keyifle o dünyaya misafir oldum. otuzu devirmek, aslında biraz da kişisel gelişim kitabı gibi, ben de aynı durumda olduğumdan kendimi de bol bol sorguladım. benim de çok çok arkadaşlarım oldu, keyifli anılarım. ama şimdi elimde hiç biri yok, bi ablam bi de esram var. bissürü arkadaşlıklar hiç oldu gitti. hepsi bi yerlere dağıldı. başa yine yalnızlık düştü. neyse kitap konuşuyodum öle işte hiç bir beklentimin olmadığı sadece adıyla beni çeken bi kitap oldu. otuzumu devirirken otuzu devirmek hoş oldu. otuz olanlara tavsiye edilebilir. hoş bir birliktelik (: ne çok otuz dedim di mi ama hala sevimli gelmiyo :ühü:

3 Temmuz 2013 Çarşamba

30 oldum ben


her ne kadar bir yıldır 30 yaşında olduğumu söyleyip kendimi hazırlasam da artık gerçekten de 30'um. bildiğin 30, 3 tane onluk, 30 tane yıllık bilmem kaç tane gün. 30 demek ablalıktan çıkıp teyze rütbesine yükselmek demek, resmen evde kalmış kız kategorisine sokulmak demek, 30 demek yolun yarısına beş kaldı demek. dün internete girdiğimde böyle bir sürprizle karşılaştım, kim bilir ne zamandır var bu uygulama benim başıma ilk kez geliyo, kara cahil olduğum için ablamın planladığından bile şüphelendim (: ilk anlamadım tabi, halla halla bugün genelde madımak yüzünden kötü anılır, kim doğmuş, neyi kutluyolar diye merak edip üzerine okla geldiğimde doğum günümü kutladığını gördüm, valla çok hoşuma gitti (: ablama şeysini yaptırdım kanıt diye (: 


geceden esra arayınca anaa bu saatte niye aradı diye içimden geçer geçmez doğum günüm geldi aklıma, bildiğin çıkmış aklımdan. saat bir felandı, ablamında aklına o zaman pasta olduğu geldi galiba (: hani genelde 12 dönünce olur ya, pastamı getirdi, her zamanki gibi üç kardeş, kestik, yedik. farukla bayağı bi mücadele ettim üstündeki meyveleri tek tek yememesi için, bu sefer mumları söndüremedi ama, bizzat kendim söndürdüm, 30 yılı temsil eden 3 mumu.


sonra dışarı çıktım, telefonla felan konuştum esrayla, odaya döndüğümde bu güzellikleri buldum. nası güzeller, parlak ve üzerinde notlarla, sanırım en büyük zevk aldığım şey bu, birilerinden balon almak. söyledim zaten balon almasaydınız, eksik olurdu, küserdim (: orda köpekli kolumdan öptüğünü yazıyor çünkü, iki, üç gün önce sevgili ayıdan kırma olan köpeğimiz dostun bi nevi saldırısına maruz kaldım. hep beraber muradiyeye giderken, dostu uzun zincirle bahçeye bağlayalım dedik, fabrika ne de olsa birileri girmesin diye. ablam onla ilgilenirken ben de yanlarındaydım ama akıllı ben bağlı olduğunu sanıyorum ve bana da bi tepki vermiyo. ben normalde köpekten asla korkmam, ama dost geldiğinde ablam önünden yemeği alırken felan kolunu ısırmıştı az, onun yüzünden bende de korku kaldı bi de çok büyük kendisi iri bir rotvaydır. niye bilmiyorum sevmek için mi yoksa saldırmak için mi, oynamak için mi çözemedik, bu üzerime doğru koşmaya başladı ben de kaçarak onu kızdırmadan böle geri geri gitmeye başladım çünkü zinciri kısılcak diye bekliyorum nerdee bağlı değil ki, bu önce kolumu kaptı, aldım acıyı ben, sonra da düşürdü beni, ben 170 lik, 59 kilo insan (: dağ gibi devrildim tabi, başım çok kötü çarptı, kocaman bi şiş te ordan kaldı, çıktı üzerime, daha hatırlamıyorum ben, yüzümde de pati izi felan vardı, öyle ablam dona kalmış annemin bağrışlarıyla çekti dostu, öyle zorlandı ki ayakları felan soyuldu onun da. yerimden öyle zor kaldım ki, korkudan, sinirden bi de ağladım, su felan içince geçti. bu sefer annemler acil acil diye yedi beni ama ben pes etmedim, gitmedim bi yere, kötü olursam giderim dedim. kolumdan değil de başıma aldığım darbeden çekindim ama domuz gibiydim bişi de olmadı (: sonra ağrılarım geldi tabi, kolumda kocaman bi morluk, bi sıyrık, başımda, kıçımda ağrılar. neyseki bi sorun olmadı, hala neden böyle yaptığına bi anlam veremiyoruz, ablamı da bi kere düşürüp, yüzünü felan hep yaladı oynamak için ama benimki bana pek öyle gelmedi. neyse uzun lafın kısası o yüzden köpekli kolumdan öpüyo (: 


hediyeme gelirsek aslında bana bi tablet aldılar, sevgili kardeşim ağzını tutamayıp, karıştırmak isteyince yaklaşık iki hafta önce hediyem ortaya çıktı, ama iyiki de çıkmış, çünkü memnun kalmadık, nete modemin uzağından bağlanmıyodu, o yüzden benim de ısrarımla geri gönderttim, parasını da acımıştım zati. böylece kendi isteğimle hediyesiz kaldım sandım ki güzelim yüzüklerimi de verdi abla, bana zaten balon bi de yüzük ver, eheeyy neyleyim tableti, gerçi olsa fena olmazdı tabi (: malesef günüme özel bişi yapamadık, çünkü hiç sevmediğim yağmur olayı bi aydır yağmadı durdu durdu, bi kaç gündür esir aldı bizi, başka bişi istemezdim de, gece şöyle sahilde bi çay güzel olurdu, o da başka zamana artık.belki artık olgunluk çağındayım ama çok çok uzun zamandır farkındayım, elimde olan tek şey ailem, gerçekten de onlardan bi de sağlığımdan başka bir şeyim yok, tek dileğim onların mutlu olması, kardeşlerimle deliler gibi eğlenmek istiyorum, yüzlerinin gülmesini, anneler ve babalarımın huzurlu ve sağlıklı olmasını istiyorum. çok zor zamanlardan, sınavlardan geçiyoruz, istiyorum ki çarçabuk bitsin, hayırlı bi şekilde sonuçlansın bütün olumsuzluklar. benim de dileğim bu olsun.