4 Mayıs 2013 Cumartesi

az


yıllardır kitap yazısı paylaşmamışım halbuki taslakta hazırlar neyse. ben böyle sondan başlarım işe. az, hakan günday'ın okuduğum ilk kitabı. tee kinyas ve kayra çıktığında deli merak etmiştim öle de kaldı. neyse ki merakım biraz giderilmiş oldu. kitabın adı az ama her şey o kadar çok ki nasıl anlatayım bilemedim. kitapta iki derda var önce iki çocuk sonra birisi kadın birisi erkek. ikisinin de alakasız gibi duran ama kesişen hayatları var. ilk bölümde dişi derdayı anlatmış, kaldığı yurttan orda başına gelen olaydan başladı derda'nın hikayesi. pek sevimsiz annesi başına işler açtı, ona hiç te istemediği hiç hazır olmadığı bir yol çizildi. yatırcadan başlayan hikayesi ingilizlerin diyarına kadar uzandı. uzun bi süre katlandıktan sonra çok da acaip işler geldi başına, hem kendi rahatlaması oldu hem de kurtuluş yolu. değişik ama hep birbirleriyle bağlantılı insanlar girdi hayatına. mazoşistler, sapıklar, bağımlılar, satıcılar bunların arasında yürüdü biraz biraz  ta ki karşısına gerçek bi anne çıkana kadar. ikinci kısımda da çocukken adam olan derda var, derda mezarlığın yanında yaşayan, mezarlık işleri yaparak hayata tutunmaya çalışan bi çocuk, onun hayatı da annesinin ölümü ile değişiyor, artık bambaşka biri oluyo ve olabildiğinde tuhaflıklar içinde buluyo kendini. derdanın hayatına bir oğuz atay gerçeği giriyor ki sormayın gitsin, onun için yaşayıp o doğrultu da amaçlar ediniyo kendine ve o da değişik insanların arasına karışıyo, nefret ediyo, kinleniyo, intikam alıyo ve bişiler bişiler. kitabın sonunda da iki derdayı, iki hikayeyi birbirine bağlayıveriyor yazar bey. benim fikrime gelecek olursam daha öncede dediğim gibi her şey çok çok fazla kitapta. şiddet, sapıklık, tesadüfler, bağlantılar. her seferin de yok artık dedim. kitaptaki her isim birbiriyle alakasız gibi görünse de ilişkili, yer yer çok saçma oldu tabi, tamam kitap, roman felan da insan diyo bu kada da olmaz (: kısaca kitap tesadüfler üzerine kurulu. bunun haricinde oldukça başarılı bence, akıcı bi şekilde yazılmış şıp diye gidiyo, ben beğendim. kitaptan alıntı ile bitireyim. 
sen de fark ettin mi? az dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z. sadece iki harf. ama aralarında koca bir alfabe var. o alfabeyle yazılmış on binlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. sana söylemek isteyip te yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. biri başlangıç, diğeri son. ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. yan yana gelip te birlikte okunmak için. aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. senin ve benim gibi. bu yüzden belki de, az çoktan fazladır. belki de az, hayat ve ölüm kadardır. belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. belki de az, her şey demektir. ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...

4 yorum:

  1. alıntı muhteşemmiş...

    YanıtlaSil
  2. bence de oldukça etkileyici.

    YanıtlaSil
  3. çok olumlu yorumlar okudum bu ktiap hakkında bu da onlardan biri. bak hala okumadım ama .. çok da merak ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biraz abartı olsa da yine de güzeldi.

      Sil