15 Nisan 2013 Pazartesi

maça maça maça

maç dedim ama önce cumayı anlatayım sonra cumartesini. cuma günü haytayı tekrar veterinere götürdük, diğer aşılar için. araba kazazede olduğu için yunus abinin arabasını almışlardı yanında bonus olarak da oğlu gelmişti, üçümüzü de sinir etti yol verene kadar. abla kişisinin bankada işi olduğu için sen veterinere git dedi bana, haspam sanki olacakları anladı (: havada bok gibi yağıyo felan, mis gibi köpek perişan oldu. neysem yollandım veterinere pek de hoşlaşmadığım hatun vardı. geçen sefer hiç sorun çıkmadığı için oldukça rahat olan ben, tam dükkanın orta yerine sıçan haytayı görünce kısa süreli şok yaşamadım değil. o cüsseden o kada bok nası çıkıyo yaa, bizim ödlek orayı tanıdı ve birazdan yiyceği iğnelerin acısıyla artık ne varsa bıraktı ortalığa sağ olsun. ben de paşa paşa poşeti elime geçirdim tabi (: yetmemiş gibi bi de işiyim azcık dedi, onu da kız halletti nasısa alışık. 

bkz: korkudan lan burdan atlayabilir miyim acep bakışlarındaki hayta.
hayta bey ne kada korkudan altına etse de gerçeklerden kaçamadı ve iğneleri yedi, karnesini de aldık. kıza ne kada dedim kız yüz dedi. ha dedim, geçen bu kada tutmadı dedim yok öle yok böle dedi, içimden kazık yedim la ben dedim ama ödedik el mecbur, acep kız da benden mi hoşlanmadı, ee köpekten korkan veteriner mi olurmuş töbe töbe. çıktıktan sonra hayta alışana kadar bi mücadele ettik, hatta kedi görüp aslan bile kesildi iğneden tırsan yavrumuz. bankanın önünde kardeşleri beklerken ünlü bile oldu hayta fotoları çekildi. hava bok gibin olduğu için hiç bişi edemedik, haytayı arabaya atıp , iki-üç turla yetindik. küçük bey arabada kalınca ağlıyo bu arada, abla keşfetti. niye beni bıraktınız yaee diye zırlıyo olsa gerek.

annesine hayranlıkla bakıp el ele tutuşan hayta (:
hep birlik köye çıktık, epeyce zamandır gitmemiştim, bi akşam geçirdik. zira ertesi gün maç günüydü. zor ve oldukça önemli bi maçtı, ne zamandır da gidememiştik buna gitmeliyik dedik. can arkadaşımız da istanbuldan geldi yüzünü görememiştik, görüşek diyince öğleyin çarşıya inip, buluştuk. hepimiz tembel insanlar olduğumuzdan hiç gezip tozmadan nevada oturduk. her zamanki gibi şahin gözlü abla benim eski patiği gördü ve haber verdi, bu sefer ben de kafasını görebildim, yüzüne bakmadım yine, kendisi baktığı için. yanlarından geçtik sora, esra da la çocuk size çok baktı kalkıp selam vercedi hiç iplemediniz felan dedi ama ben harbiden görmemiştim, yan kapıdan girdiğimiz için, abla da görmemiş. sora yedik, içtik, konuştuk, sustuk. kaldığımız yerden devam ettik, sanki dün bir aradaymışız gibi. 

hazırlık
maç kalabalık olcağı için erken gittik stada. arabada maça maça diye sesleniyodu bi çocuk ondan başlık maça maça. arabada yüksek lisanstan bi arkadaşa rastladım, çok sıcak davrandı, iki dakkada muhabbet çevirdik. ayrı tribünlere girceğimiz için ayrıldık. kardeş te maça geldi ama beyfendi torpille protokole girince bizle hiç muhatap olmadı. biz her zamanki gibi aile tribününde yerimizi aldık, etrafımız yaşlı amcalarla sarıldı, maç boyunca onların yorumlarıyla beynimiz şey edilse de güzeldi, hatta bi amca tuzlu çekirdek verdi bize çekirdekçide olmadığından. seviyorum ya böle insanları. maç manisaylaydı, güçlüydü ekip, ilk yarı hiç oynatmadılar hatta, golümüzü de yedik. bari berabere kalalım dualarındaydık ki ikinci yarı güzel oynadık, golü de attık ama ikincisi gelmedi. maç çok kalabalıktı, taraftar da ateşliydi, hakem de sinir edince olay çıkcak dedik ama neyseki olmadı, adamlar küfür etmezken yanımda oturan kadın küfür etti beni de sinir etti illa üstüme çıkmaya çalışarak. hemen önünde yaşlı bi amca vardı utanmadı mı anlamadım valla. berabere kaldığımız için üzgün ayrılmadık maçtan, emreyle dayı da maçtaydı ama farklı tribünde, eve gelirken buluşup, beraber geldik. bugün de ilkaylar geldi, yedik, içtik, bebek felan haftasonu bitmiş oldu.

güzel bayrağımız ve sürekli yan taraf diye bize bağıran yan taraf (:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder