3 Mart 2013 Pazar

korku ama gerçek

karışık ruh halimle selamlar. geçen hafta köydeydim köye çıkış sebebim ise güzel bi haber değildi. annemin amcası rahatsızlandı ve malesef kötü hastalık çıktı, acilen istanbula gitti. onunla vedalaştık sanki bi daha göremeyecek gibi. birdenbire ortaya çıkan bi illet, daha da kötüsü ilerlemiş olması. ben gencecik dayımı da bu hastalık yüzünden kaybettim. şimdi de aynı korkularımız var, artık iyileşmesi için değil de acı çekmemesi için dua eder olduk. hayat, insanoğlu o kadar tuhaf ki, bi an ağlıyoruz, bi an gülüyoruz. yüze mevlam unutturuyor, devam ettirtiyor. bazen hatta sık sık, uyumadan önce aklıma hep ölüm gelir ama sevdiklerimin ölümü, hepsini tek tek öldürürüm. o anlarda aklımı kaçıracak gibi oluyorum, içimi bi korku bi telaş kaplıyor ki, allahım ne yapcam, yapamam edememlerle başım dönüyor. düşünsenize aklımızın sürekli bununla çalışıp durduğunu, ama biz ölüm gerçeğini çoğunlukla unutuyoruz. zira öyle olmazsa yaşam dayanılır bi hal almaz. her zaman tartışırız kendi ölümünü istemek mi yoksa sevdiklerinin ölümü mü? ben katlanamam ben önce öleyim derim her zaman ama bunun ne kadar büyük bencillik olduğu aklıma gelir ve arkada kalmaya razı olmalıyım derim. yani ben önce öleyim demek anneme, babama evlat acısı yaşatmak, kardeşleri yarım bırakmak demek. evlat acısı en beteri derler o yüzden allahım ben onların acısını görmeyeyim diye de dua edemiyorum. öyle bi muallaklık ki dibi başı yok. çevreme baktığımda yaşını başını almış, çoluk çocuk sahibi insanların yakınlarının acısını daha kolay atlattığını daha doğrusu ayakta kalmak zorunda olduklarını görüyorum. çünkü, yaşamak zorundalar, işleri, eşleri, çocukları var gel de ayakta kalma. her böyle aklım bulandığında allahım şimdi değil diyorum. biliyorum rabbim kuluna kaldıramayacağı yük vermez, ben de böyle teskin ediyorum kendimi. allahım ölümün güzelini, hayırlısını nasib eyle.

görsel: 2008'den beri bilgisayardaymış, yeri yurdu belli değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder