26 Şubat 2013 Salı

yine anime

dizilerden, filmlerden fırsat buldukça ve sıkıldıkça animeye sarıyorum. burada anlatmak iyi geliyo bana çünkü unutmuyorum, unutsam da gördükçe anımsıyorum. zaten kitapları da bu yüzden paylaşıyorum zira ben feci unutkan bi insanım. izlediklerim, okuduklarım hemen silinebiliyor aklımdan, nefret ediyorum bu durumdan. fakat burada paylaşmak unutmamı zorlaştırıp, hatırlamayı kolaylaştırıyor. bu yüzden devam. ilk önce anime dizi olan kimi ni todoke'den başlayalım. yine bi yerlerde beğenildiğini okumuş iki sezon olması bile yolumdan alıkoymamıştı beni. iki sezondan oluşuyor dizimiz demek beğenilmiş ki yapılmış diye düşünüyorum oldukça şaşıraraktan. efenim başrolümüzde garip tipi ve karakteri nedeniyle hayalet olarak adlandırılan bu nedenle de yoğun bir biçimde dışlanan bir kızcağız mevcut. bu zavallı ile kimse konuşmaz etmez, herkes kaçar. kendisi de bu duruma acaip üzülür ama tek kelime bile edemez insanlarla, ta ki  yakışıklı star rolünde olan delikanlımız kazehaya ortaya çıkana kadar. bu evlat kızımıza pek yardımcı olur onu destekler ve bir çevre edinmesini sağlar. tabi bunu keyfinden yapmaz çocuk aşık ama gel de bunu sadakoya anlat nerdee iki sezon boyunca birbirlerine açılmalarını ha şimdi tamam bu bölümde olcak diyip diyip bekledim. kurduğu arkadaşlıkları güzeldi, onlara verdiği değer örnek olacak cinstendi, onların diyalogları da oldukça komikti. ama sonuç saçma sapan bi dizi, kesinlikle sıkıcı, aşırı abartılı, neden tamamladım ben de bilmiyorum. en çok da ryu'yu sevdim (:
anime filmlere gelirsem şayet tabi ki miyazaki izlemeye devam. castle in the sky (gökteki kale), kötü adamlardan kaçan bi kız ve ona yardım eden oğlan hakkında. gökte bi yer varmış laputa adında, bu kızda da orayla alakalı bi kolye var bunun peşinde herifler, işte kaçma kovalamaca, yakalanma sonra kurtulma felan filan, içimdeki anime sevgisine rağmen bunu nedense sevemedim. başlarda fena olmasa da ortalarda ve sonlarda iyice sıkmıştı beni, olumsuz olarak kaldı hatrımda malesef.
kiki's delivery service (küçük cadı kiki), yine bir miyazaki eseri. küçük cadımız, bi yaştan sonra sanırım cadılığın bir görevi olarak farklı bir yerde yaşamak zorundadır ve bu yüzden ailesinden ayrılır, yanına minik kedisini alır ve atlar süpürgesine. film, onun kendine bir şehir bulması ve orda tutunmaya çalışmasıyla ilgili. kikinin başarılı olmak için çalışması gerekmektedir, kıçının altında da uçan bi süpürge olduğu için yapılacak en mükemmel iş olan kuryelik yapmaya başlar böyle devam eder film. sevimli bi karakterdi, benden geçer not aldı (:
 sırada yapımcılığını miyazakinin üstlendiği only yesterday (dün gibi) var. dün gibi, oldukça gerçekçi bi anime, öle cadılar, periler, heycanlar yok. şehirde yaşayan bi kızın köye tatile gitmesini, köy hayatını çok fazla sevmesini, arada küçüklüğüne de dönerek orda geçirdiği zamanı anlatıyor araya da azcık aşk serpildi mi yeme de yanında yat, benim çok hoşuma gitmişti şahsen, sinema tadında izlemiştim.
ve son olarak iki gece önce izlediğim byousoku 5 centimer (saniyede 5 santimetre). bu anime üç kısa bölüme ayrılmış. ilk bölümde çocukken okulda tanışan fakat sürekli taşınan aileleri nedeniyle birbirlerinden ayrı düşen ve birbirlerinden hoşlanan iki çocuğun ilişkilerinin başlamasını, mektuplaşmalarını ve sonunda buluşmak için takakinin yaptığı uzun tren yolculuğunu anlatmakta. ikinci bölümde ise takakiden hoşlanan, sürekli onu bekleyen, takip eden ve ona açılmaya çalışan yeni bi hatun devreye giriyor. bu bölümde takaki ve akari artık birbirinden uzaklaşmaya başlamıştır. son bölümde ise kahramanlarımız artık büyümüş ve birbirlerini tanımayacak noktaya gelmişlerdir ama hala birbirlerini düşünmektedirler ama artık yolları ayrıdır. ve böylece sonlanıyor anime. kısa, duygusal, güzel bi animeydi, görüntüler ise şahaneydi.
görseller: rubbishbarrel.blogspot,  animerits.blogspot ve yeppudaa.com.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder