12 Kasım 2012 Pazartesi

son bikaç gün

bugünlerde hava hep yağmurlu hep sıkıntılı, insan yalnız olunca sıkılması mesele olmuyo ama üç gündür ablam bizdeydi yani benim sıkılmamın yanında o da sıkılınca kendimi sorumlu felan hissediyorum, sanki hep eğlenmeli neşeli olmalıyız, tam bizlik hiç alakamız yok (: daha önceden de bahsetmiştim esralar geldi, bi günde bebişi alıp bize geldi haliyle ablam da geldi, o günden bugüne bizdeydi, bugün arkadaşlarıyla buluşmak için çıktı ordan da köye. ahmet berayla daha çok vakit geçirebildik, kendi halinde sürekli konuşan bi bebek ama hep yerde olup öteye beriye sürünmek istiyo, ee hassas bi bebek olduğu için korkuyoruz başını vurcak diye daha çok dikkat ediyoruz hep bi atak halindeyiz, ameliyatlı olmasaydı bence çok rahat bi bebek olurdu sal gitsin kendi kendine gezsin. teyzelerini de sevdi bence hiç yabancılık etmedi bize, gel gellerimize hep geldi, çok da tatlı tam bi tosuncuk çok ağır olduğu için kucakta olamadı pek zaten sevmiyo kendisi (: ne büyük sıkıntılar yaşadılar ama geçti inşallah, şimdi anılarda kaldı sürekli şükretme sebebi oldu. her şeyde bi hayır vardır boşa denmiyo, her olayın ardında bişi gizli belki kıymet bilelim diye böle oldu kim bilebilir ki. ahmet bera teyzesine gelir de hiç balonsuz olur mu hemen teyzesi balon şişirdi ona gerçi ben hiç sevmem (hem korkarım hem de ağızda bıraktığı tat kötü) balonuyla oynadı durdu, patlatmaya çok çalıştı ama şükür ki başaramadı gidince de hemen astım bi bebeğin koluna, yerini aldı odamda, bakalım kaç gün eşlik edecek bana. insan zaman geçirdikçe anlıyo ne kadar özlediğini neler kaçırdığını evet çok özlemişim esramı, o küçük kadın kocaman bi hayat kurdu kendine hala benim algılayamadığım. ilk günü beraber geçirdik, ertesi gün ablayla çarşıya gittik yürüyerek çünkü amacımız halk eğitime gidip kurslar hakkında bilgi almaktı, gittik te ama malesef avucumuzu yaladık, bütün kurslar başlamış ve ancak yaza başlarmış bi daha. bu fırsatı da tembel olduğum için kaçırdım bi türlü gidemedim hep daha sonra dedim dedim  ekimde başlamış bile kurslar, çok üzüldüm buna. yazın zaten çalışıyoruz hiç bişi edemiyoruz kışın da evde kaldık, bi değişik ortam olasılığını yitirmiş olduk. bi istanbul değil ki burası bin türlü seçenek olsun az bişi var onları da biz değerlendiremiyoruz, hiç bi sosyal aktivite yok öle malak gibiyiz maşallah. neyse yeterince küfrettim kendime zaten. dün ise acaip sıkıcı, deli bi gündü akşamı zor ettik, hava nerdeyse karanlıktı tüm gün sisli, yağmurlu, pis. akşam annemin amcasının annesini ziyaret için hala kızının evine gittik, emre ve burak ta evdeydi orda da basık bi hava vardı herkes ofluyo pufluyo ayy saat daha kaç felan diyo, aklımıza birden başka bi kuzen geldi, yeni eve taşınmıştı ve biz hiç gitmemiştik. kuzenler, yenge,abla ve ben oraya gittik. kendisi bekar bi öğretmen (türkçe öğretmeni kitapları görünce çok heycanlandım ama o anda kitap vermediğinden dem vuruyodu ve ben de istemedim ama okumak istediğim en az on kitap gözüme çarptı bile) yalnız yaşıyo az da deli az da hasta orda dedik güldük en azından günü kurtarmış olduk. tabi ki geceleri hep film izledik ablayla çay keyifleri, kahve keyifleri eşliğinde onları da ekleriz bi ara. bugün temizliğe yardım ettikten sonra gitti ablacık keşke okusa da onu pek çok sevdiğimi bilse (: okuduğum kitaba gelecek olursam çok hızlı ilerledim ablam gelince elime alamadım pek o yüzden rötarlı bitirdim. hep kaçındığım bi kadın yazar olan danielle steel'in acı yıllarını bitirdim. bunun gibi bi iki yazar daha var kaçındığım çünkü kendileri pek güzel ağlatıyolar arkadaş. ne kadar ağladığımı anlatamam hatta bazı kısımlarını resmen hıçkıra hıçkıra okudum, o anda biri görse ne düşünür bilmiyorum. kitap adı üzerinde üst üste acı olaylar anlatıp duruyo, bi adamın hayatına giren bütün mutlulukları ve bütün acıları öyle bi anlatıyo ki ta içinde hissediyosun, sanki çok yakınının başına bu olaylar gelmiş gibi içleniyosun. bernie öyle iyi bi adam ki dünyada yoktur bölesi dedirtiyo insana, kitap bernie'nin hayatını anlatıyo bi nevi, onun işi, onun aşkları, onun ailesi, onun çocukları, onun mutluluğu ve onun acıları. aşklarından daha çok çocuklarına olan aşkını sevdim ben, yazar öyle güzel hissettiriyo ki duyguyu hemen çocuk yapası geliyo insanın ama malesef bizim halihazırda kocamız yok (: kitap hüzünlendirdiği gibi her zaman bi umut olduğunu da insana aşılıyo ayrıca oldukça sürükleyiciydi, benim alışık olduğum bi tarz olmadığı halde oldukça beğendim çok çok hatta. öpcük.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder