7 Kasım 2012 Çarşamba

filmler felan

son zamanlarda izlediğim filmlerden bahsedeyim azcık (neden ben de bilmiyorum). çoğunlukla kore ağırlıklı filmler izledim, basite kaçıp yepuudaa'yı açıp ordan online izliyorum ya da indirip izliyorum, diğer sinema sitelerini araştırıp, film seçmeye üşeniyorum nedense. o işi kardeşler benim yerime yaptığı için amerikan ya da diğer türde filmleri beraber köyde izliyoruz. daha önceden de bahsetmiştim belki songül'de spor yaparken sıkılmamak için online film izledim onlardan biri hello ghost. bu filmde hayatından bezmiş olan karakterimiz sürekli ölmeyi isteyip bir türlü başaramaz, o yüzden ya da hayata bağlanması için başına bir takım hayaletler dadanır. hayaletlerden kurtulmak için de onların son isteklerini ya da içlerinde kalan şeyleri yerine getirmesi gerekmektedir. bu yolda uğraşırken de birisiyle tanışır felan hayata bağlanmaya başlar artık nedenleri vardır, filmin sonunda da bi sürpriz var gerçekten aaa dedirten beklenmedik bişi onu söylemiycem tabi ki (: ortalama düzeyde beğendiğim bi film oldu kendisi. 

 

spor yaparken izlediğim diğer bir film de runway cop. açıkçası alt yazısı çok küçük olduğu için aynı zamanda spor da yaptığım için çoğu yazıyı yarım yamalak okudum (: fakat bi komedi filmi olduğu için yormayan keyifli bi film, yer yer de güldürdü beni ( ben zor gülerim) burda da deli manyak bi polis başrolde, ay nasıl pis nasıl öğk bi adam gerçek olamaz yani iyice abartmışlar. olay, uyuşturucu işinde olanları yakalamak, bunun içinde bi mankenin yakından takip edilmesi gerekiyo, bu yüzden mankenlerin arasına sokulacak yani manken olacak bi polis lazım ama bizimkinde o tipten eser yok tabi, ama sonunda buna mecbur kalıyolar ve deli bi çalışmayla o herif epeycene yakışıklı bi mankene dönüşüveriyo bu çalışma da ona bi tasarımcı kızımız yardım ediyo zira onun defilesinde podyuma çıkacak ve kızla lise arkadaşı çıkıyolar felan bir takım duygusallıklar böyle gidiyo film, tipik bi komedi fena değildi.

 
 
ne zamandır izlemek istediğim filmlerden biri de rabbit and lizard'dı. öncelikle adı dikkatimi çekmişti, sonra da afişi meraklandırmıştı beni, hoş bi kız ve hoş bi erkek masıl meraklanmıyım yani (: kızımız yurt dışına evlatlık verilmiş işte koreye ailesini aramaya geliyo ama ailesini aramasının nedeni sırtında olan yara izinin sebebini öğrenmek, yakışıklı abimiz de kendi halinde değişik biri kafasına estimi kalbi duruyo ölümünü bekliyo gibi bi şekilde bu ikilinin yolu kesişiyo, sonra beraber arayışlarına devam ediyolar ve ilginç bi sonla film tamamlanıyo, bu filmde oyunculukları beğendim zaten ikisi de güzeldi uyumları da güzeldi, ama öle aşk filmi de değildi, beğendim gibi ben.
 
tekrar spor yaparken izlediğim bir diğer film de papa. spor yaparken genellikle komedi filmleri tercih ediyorum hani filme adapte olmak zor olmasın diye bi de duygusal şeyleri de öle harcayamam, gece huzurlu bi şekilde izleyip dilediğim gibi zırlayabilmeliyimdir. papa yani baba dediğim gibi komedi filmi ama içinde duygusallık da barındıran bi cins. başroldeki amcamız şarkıcı yapmaya çalıştığı birinin peşinden yurtdışına gidiyo neresi olduğunu unuttum şimdi belki amerikadır her neyse orda kalabilmek için bi hatunla sahte evlilik yapıyo ama evlendikleri gün kadın ölüyo ve kadının bissürü bir birinden farklı çocukları- beyaz, zenci, çekik- adamın başına kalıyo, ee ülkede kalmak için de evliliğin gerçek olduğuna görevlileri ikna etmek için çocuklarla beraber yaşamaya başlıyo felan aralarında bi bağ kuruluyo, sonra büyük kızın sesi güzel onu şarkıcı yapmaya çalışıyo bu olaylar arasında geçen bi film yer yer duygulandırıyo yer yer de eğlendiriyo öle komik bi film değildi bence, ortalama düzeyde bi film olarak kaldı benim için.

hep aklıma takılan, izleyip izlemediğimi bi türlü hatırlayamadığım ama izlediğimi sandığım bir filmdi oldboy. aklımda öyle kalmış çok önceden yani kore aşkım olmadan önce izledim diye biliyodum ama izleyince daha önce izlemediğimi farkettim ya da çok iyi unutmuşum. amcayı zaten ı saw the devil de bayılaraktan izlemiştim sanırım oyunculuğunun süper ötesi olduğunu söylemek bana düşmez. oldboy  gerçekten çok özgün bi senaryoya sahip, insanın aklına gelemiycek bi olay örgüsü var içinde. çoğu kesimin izlemekte zorlanacağı bi film hem seks sahneleri hem işkence sahneleri felan ama ben gayet de rahat izledim, sadece bazı işkence sahnelerinde ayy olmadım değil. içinde ne yok ki filmin ensest ilişkiler, işkence, seks, intikam, nefret, güç,aşk acaip bi filmdi ve ben çok beğendim hakkındaki yorumları okuyunca da üzüldüm doğrusu insanlar gerçek gibi değerlendiriyo bazen filmleri aman ne ayıp, öle şey mi olur, ne saçma gibi tabi daha ağır kelimeler kullanıyolar,bu bi film neticede adam öle düşünmüş yazmış öle görmüş çekmiş ha illa beğenmiycek tabi de direk içindeki konuyla ilgili olarak bi film kötü ya da iyi olmaz kanımca. neyse adamı alıyolar ve 15 yıl bi odaya tıkıyolar düşünüyorum da insan resmen delirir amcamız da azcık deliriyo ama tabi işin peşine düşüyo daha da kötüsü serbest bırakılmasının hapis edilmesinden daha da kötü bi sebebi vardır neyse bunun peşine düşüyo bi nevi tuzağa düşüyo bu kadar anlatıyım (: 

 
özenle seçerekten izlediğim başka bi filmde antique. tabi ki özenle seçmemin nedeni içinde bissürü hoş adamı barındırması (: bi de filmdeki pasta pustalar bonus oldu. ama nasıl yakışıklılar nasıl tatlılar lan adaletin bu mu dünya dedirtti bana, biz sap sap yaşarken dünyada böle insanlar offf offf. neyse filme gelicek olursak bir numaralı beyimizin butik bi pasta evi diycem ben kurmasıyla başlıyo film. çalıştırmak için bi usta buluyo ki usta da ne usta daha önce mary me ve coffee prince'de izleyip te aşık olduğum adam kim jae wook, bi adam bu kadar çekici nası olur yaaa haksızlık (burda derin bi iç çekilir) efenim bu ustamız azıcık ucundan gaydir ve esas adamlan da geçmişte bi bağı vardır, işte diğer elemanlar da işin içine girer öyle böyle günler geçer arada bi takım olaylar ama senaryonun en güzel tarafı pasta evinin kurulma nedeni bence gelişen olaylar da bununla ilgili çünkü. bu filmle alakalı yorumlara bakınca yine insanların kaldıramadıği bi film olduğunu gördüm çünkü içinde homoseksüel ilişkiler mevcut, bu görüntülerden rahatsız olmuşlar ben hiç olmadım. evet inancıma göre de yanlış bana göre de öyle ama böyle bişi var istesek te istemesek te normal karşılamak gerektiğini düşünüyorum ben saygı gösterebiliyorum bu durumlara ha hiç karşılaştım mı hayır belki o zaman tepkim farklı olur ama sanmıyorum. ben biraz banane ne bok yerlerse yesinler havasında bi insanım ve bana karşı da insanların böle olmasını isterim ana oluyo mu hayırrrr. ay nerden nereye filmi beğendim bağlantılar hoşuma gitti adamları demiyorum bile (:


epeyi zamandır merek ettiğim bir diğer film de arang'tı. bi yerlerde rastlamışımdır, karşıma çıkmıştır. indirip izledim ben de. öncelikle filmde lee dong wook beyin oynadığını bilmiyodum ya da yine unutmuştum. film korku filmi gibi bişiydi tabi ki hiç korkmadım (: yani filmde biraz halka havası vardı fakat olayı farklı şekilde en azından daha gerçekçi şekilde bağlamışlar, bayanın oyunculuğunu pek beğenmedim, yani pek anlatabilceğim bişi yok. fantastik olaylar sanılıyo başta ama sonucu bi intikam işi çıkıyo, hak edenler hak ettiklerini buluyo bi nevi, işte meydana gelen bu acaipliklerin peşinde olan iki polis var ayrıca bu acaipliklerin de içindeler öle bi film işte çok beğendiğimi söyliyemiycem sadece bi ters köşe olayı var orası güzel, on üzerinden altı veririm gibi. diğer filmler başka bi yazıya kalsın hem yoruldum hem çok uzun oldu. ayrıca bu akşam esra,kocası ve bebeği kısa bi süreliğine bana uğradı. bebekle uğraşmaktan pek bişi anlamadım, tombik kocaman bi bebek, ben çok zor kaldırdım o derece. seviyorum onları ya.
not: afişler yeppudaa'dan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder