10 Haziran 2012 Pazar

alışmak

bir önceki evimiz apartmanlar arasında güneş görmeyen ikinci katta bi daireydi.normal olan biri o evden derhal taşınmak isterdi. bizimkiler de yeni almış oldukları aynı site içinde 8. kat önü açık deniz ve bol güneş gören diğer eve geçmek istediler.bu durum benim için ölmek demekti, o evi hiç bırakmak istemedim günlerce ağladım yalvardım, ama allahtan ailem benim gibi değil oldukça akıllı insanlarmış ki beni umursamayıp diğer eve taşınmışız. evet belki eskisi gibi komşularla,yoldan geçenlerle muhabbet edemedik ama gözümüz güneşi,denizi gördü. tabi ki şimdi de bu eve alıştım, odamın manzarası eskisine göre bina değil.

ama artık değildi dememin zamanı geldi malesef benim kötü kaderim benimle beraber geldi ve bu evimizin önüne de bina dikmeye başladılar. zamanında hiç gelmek istemediğim bu evin alışmış olduğum manzarası artık olmıycak.
manzara manzara diyorum da gören de sanır camın dibinden kalkmaz,doğru dürüst bakmam bile, ama şimdi o bakmadığım manzara nasıl kıymete bindi, niye niye diyip duruyorum.bu da alışkanlıklara aşırı bağlı olmam yüzünden oluyo,şimdi de burdaki durumu kaybetmek istemiyorum ama bana sormuyolar tabi,sadece bu örnek ne kadar yeniliğe,değişime karşı bi bünyem olduğunu gösteriyo,sonra da hep rutin hep sıradan diye zırlıyorum,içim böyle bi kere. evde neyle rahat ediyosam hep onları giyerim işte eve gelen sevgili aile bireylerinden biri nedir hep aynı giyiniyon felan der bana,sanki evde değilim düğüne gitcem arkadaş ya. her zaman gittiğim lokantaya veya kafeye gitmek isterim,yeni bi ortama girerken epeycene kasarım,17 yıldır takmış olduğum bilekliğimi asla çıkaramam, ayaklarım dışarda kalıp tamirlerle uzasa bile hala çocukluk yorganımı kullanırım, bunun gibi pek çok şey ne deli bi bünyeye sahip olduğumun kanıtı olsa gerek. şimdilerde annemlerin ve benim tek dileğimiz tekrar yeni bi ev almak, ama bi zaman imkansız malesef.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder