23 Haziran 2012 Cumartesi

bugünlerde

köydeyim günlerdir, fabrikada işler bi yandan devam ediyo fakat yoğun değil,sanırım bu yüzden oldukça sıkıcı ve aynı geçiyo günler. öğleye doğru uyanıyorum, kahvaltı ve evi yerleştirme faslından sonra aşağıya iniyorum, orda burda oyalanıyorum,kitap okuyorum sonra yukarı çıkıyorum biraz kuran faslı biraz tivi sonra tekrar aşağıya iniyorum bazen muhabbet bazen dedikodu,gülemece bazen yürüyüşler yapıyorum ve akşam oluyo yemeğe bişiler hazırlıyoruz tivi karşısında yeme ve çay keyfi yapıyoruz gece olunca kardeşler sızıyo ben tek başıma devam ediyorum geceye ya nette bişiler izliyorum desperate housewivesın sezonunu bitirmeye çalışıyorum tek başıma izlediğim bi kore dizisi yok iljimae'ye başlamıştım ama ablam silmiş loptopundan ondan onu izlemek eve kaldı. diğer dizilere devam ediyoruz scandalda ilerledik epeyi şimdi arayıp bulamam adını da dizinin meraklı kişiliği beni öldürdü her gördüğümde elimde olmadan gülüyorum çok şebek çok tatlı bi filmini izlemiştik önceden cimri aşıklardı sanırım türkçesi o da güzeldi zaten neyse tam kuzu kendisi. en son bitirdiğim dizi ise cinderallas stepsister. senaryonun farklılığı ile bi tık öne geçti ama yine de iyiydi diyebildiğim bi dizi olamadı malesef. ama moon hatunun o yalnız o garip halleri beni benden aldı, içim hep bi tuhaf oldu hatta babası ile ilgili sahnelerde ağladım, bi insanı deli sevip saklamak, aslında iyi biri olduğun halde sert ve soğuğu oynamak oldukça zor olsa gerek, bu da böyle bi diziydi geçti gitti. en son keith ablow'un psikopatını okudum. aha da fotusunu bile çektim.
diğer okuduğum kitaplara da bakılınca psikolojik gerilim romanlarını epeyi sevdiğim ortada. bu kitap orta düzeyde sevdiklerimden oldu. bunda katilin kitabın başından beri bilinmesi, yapılan cinayetlerin gidişatlarının belli olması gibi nedenlerle çok da sürükleyici olmadı benim için. ama katilin ruh halini, çektiklerini, düşüncelerini felan öyle anlatmış ki katili anladığım ve ona üzüldüğüm pek çok an oldu. böyle ruhları görünce hakkaten lan ben de biz de böyle olabilirdik diyorum çünkü hiç zor değil, yaşanan sıkıntılar,zalim bi aile, kötü bi ruh hali, depresyon, şizofreni hastalığı insanı bu durumlara çok rahat bi şekilde sokabilir, neyse bizden uzak olmasını diliyorum pek tabi. azcık deli halim bana yeter (:

10 Haziran 2012 Pazar

alışmak

bir önceki evimiz apartmanlar arasında güneş görmeyen ikinci katta bi daireydi.normal olan biri o evden derhal taşınmak isterdi. bizimkiler de yeni almış oldukları aynı site içinde 8. kat önü açık deniz ve bol güneş gören diğer eve geçmek istediler.bu durum benim için ölmek demekti, o evi hiç bırakmak istemedim günlerce ağladım yalvardım, ama allahtan ailem benim gibi değil oldukça akıllı insanlarmış ki beni umursamayıp diğer eve taşınmışız. evet belki eskisi gibi komşularla,yoldan geçenlerle muhabbet edemedik ama gözümüz güneşi,denizi gördü. tabi ki şimdi de bu eve alıştım, odamın manzarası eskisine göre bina değil.

ama artık değildi dememin zamanı geldi malesef benim kötü kaderim benimle beraber geldi ve bu evimizin önüne de bina dikmeye başladılar. zamanında hiç gelmek istemediğim bu evin alışmış olduğum manzarası artık olmıycak.
manzara manzara diyorum da gören de sanır camın dibinden kalkmaz,doğru dürüst bakmam bile, ama şimdi o bakmadığım manzara nasıl kıymete bindi, niye niye diyip duruyorum.bu da alışkanlıklara aşırı bağlı olmam yüzünden oluyo,şimdi de burdaki durumu kaybetmek istemiyorum ama bana sormuyolar tabi,sadece bu örnek ne kadar yeniliğe,değişime karşı bi bünyem olduğunu gösteriyo,sonra da hep rutin hep sıradan diye zırlıyorum,içim böyle bi kere. evde neyle rahat ediyosam hep onları giyerim işte eve gelen sevgili aile bireylerinden biri nedir hep aynı giyiniyon felan der bana,sanki evde değilim düğüne gitcem arkadaş ya. her zaman gittiğim lokantaya veya kafeye gitmek isterim,yeni bi ortama girerken epeycene kasarım,17 yıldır takmış olduğum bilekliğimi asla çıkaramam, ayaklarım dışarda kalıp tamirlerle uzasa bile hala çocukluk yorganımı kullanırım, bunun gibi pek çok şey ne deli bi bünyeye sahip olduğumun kanıtı olsa gerek. şimdilerde annemlerin ve benim tek dileğimiz tekrar yeni bi ev almak, ama bi zaman imkansız malesef.

7 Haziran 2012 Perşembe

bugünlerde...

bizim için yazın başlaması iş demek, haliyle en sevdiğim mevsim hiçbişi anlamadan hızla geçmekte. en sevdiğim sahil akşamları tamamiyle hatıralarda kaldı. fabrikada günler sıkıcı,yorucu ve fuzuli bi şekilde ilerliyo. kendime katkım sıfır epeydir kitap okuyamadım zaten ales zımbırtısı vaktimi almıştı bi soru bi saat dinlenme eşliğinde haliyle benim zor bulduğum sınavdan ala ala 72 almışım neyse ki barajı geçtik :p bu dönem hiç kitap okumadım, fabeikaya gelince zaten yalan oldu boşluklarda kpss çalışıcam güya sadece tarih çözüyorum o da hoşuma gidiyo bi kaç testten sonra bırakıyorum ondan da hedefim 50 nin altında kalmamak (: bişi okumayınca kendimi kötü hissediyorum, elime alana kadar aslında o kısır dönemimee girdim, bi kaç güne aşmayı planlıyorum. yorgunluktan ve belki de sıkıldığımdan kore dizisi izleyemiyorum. iki diziye başladık ikisinden de 2,3 haftadır 2 bölüm izledik anca padam padam ve sungkyunkwan scandal (yazana kadar bi kaç kere baktım) ablam padam padamı çok net bi görüntüyle vuzeden indirdi ama onda reklamları kestikleri için alt yazı uymuyo haliyle o süper görüntüden izleyemiycez malesef bu da ilerlememenin bi nedeni olabilir. en son hangi dizilerden bahsettim hatırlamıyorum ama uzun bi süredir izlediğim worlds within'i bitirdim geçenlerde. ömrüm boyunca gördüğüm en güzel,en tatlı, en uyumlu, en yakışan çiftin dizisiydi. gerçekte de olan birlikteliklerini nasıl bitirmişler umarım doğru değildir, onların bebeklerini hayal edemiyorum ben. diziye gelince diğer dramalardan oldukça farklı dizi sektörünü, ilişkileri,arkadaşlıkları anlatan gerçek bi dizi. gerçi dramalık bazı durumlarda da vardı ya o kadar olcak artık, sadece hyun bin ve song hye için izlenecek bi dramaydı, üstelik şebekliklerine bayıldığım daniel choi de vardı (adını karıştırmadıysam tabi) hatunu zaten full house'da görmüş beğenmiştik hyun binden bahsetmeme gerek yok sanırım (: bşka bi dizi bitirdim mi hiç hatırlamıyorum yahu, lie to me izlemiştim en son sanırım, işte orta düzeyde bi diziydi pek beğenmedim tipik kore dizisi bissürü yalanlar sonra hemen aşık olmalar felan tabi ki kızımız memur oğlumuz ise süper zengin o derece tipik (: ondan sonra cinderallas stepssister'ı izlemeye başladım daha doğrusu beraber izliyodum evdeki bilgsayarımda olduğu için yarım kaldı onu da deli beğenmedim ama en azından konusu farklı, süprizli felan bi de moon hatununu severim ben marry yüzünden (: bakalım devamı nasıl ilerliycek artık kaç zaman sonra kısmet olur bilinmez. her ne kadar kore dizisi pek izleyemesem de son 10 küsür bölümünü izlemediğim gossip girl' ü izleyip sezonu tamamladım, lan çok rahatlar gerçekte de öylemiler acaba kim elin kimin cebinde belli değil olayı bizim anlamamız biraz zor sanırım. yeni hedefim yine aynı miktarda izlemediğim desperate housewifes' ın sezonunu tamamlamak o da bitmiştir heralde, ben de bittim.