22 Mart 2012 Perşembe

yazmaca


en son ne yazmıştım etmiştim hiç bilmiyorum epeycene vakittir yazmadığımı anımsıyorum. bu arada bi abla doğumgünüsü geçirdik 30 olduğu için önemliydi ben de plan yaptım bissürü ama tabi ki olmadı ben yaparım da olur mu olmazzzz. böle kadın kız kısmı bi kafede toplanıp hem muhabbet hem eğlenmek oynama faslı yapıyoduk epeydir yapmamıştık hade doğumgünüsüne denk getireyim dedim ama yemedi yeterli kişiyi toplayamadım herkesin bişisi vardı ve bu olmayış iki gün önce belli oldu haliyle elimde patladı olay. biz de o günü üç kardeş olarak trabzona giderek değerlendirdik öle alışveriş,yemek,turlama faslı. hediyesini çok önceden ayarlamıştım uğurböceği hastasıdır kendisi, ben de alışveriş sitelerini gezerkene tasarım olan uğurböcekli bi ayakkabı buldum ve tabi ki aldım (: aslında başka bişiler de vardı aklımda ama sürekli yağmur yağdığı için bi türlü çıkamamıştım evden. sevgili erkeğimizle de pasta almayalım dedik çünkü bana fuzuli geliyo genelde yani cümbür cemaat yenmedikçe, 12 yi de tınlamadık tabi ki gece 3 ten sonra doğmuş ablacık benim gibi işte 3 ten sonra küçük browniler almıştık öle mum koydum çıktım karşısına yani çok güldük en azından parmak kadar keklere (: doğduğu geceyi uzun bi zaman izlemiycem dediğim athenayı izleyerek geçirdik, kardeşler sabredemedi irisi izlemiştik onu da beraber izleyek dedik daha doğrusu erkek kardeş ancak o tarza tahammül edebiliyo (: bu yılki de öle geçti ona planı anlatınca üzüldü biraz yani daha eğlenceli olacağı kesindi neyse başka bi yıla artık. dediğim gibi athenayı ziledim pek tabi beğenmedim bissürü şey havada kaldı, dizinin tek olan olayı pek sevdiceğim cha seung. yani adam kötüyü de süper becerdi şebeği de yerim yaaa. özellikle dizinin kuzey kore ile ilgili yerleri tamamen fiyaskoydu güzelim hatunu madem gösterdin mutlu et bari ne üzüntüden kavuruyon hayretlik bi olay zaten irisin sonu nedeniyle darlıklıydım bi kat daha artmış oldu üstelik athenada resmen kötüleri destekledim tabi ki bunda son hyuk'un etkisi yüzde yüz. kısaca sadece adam için izlenebilir. sonra ne zamandır ertelediğim coffee prince ve kim sam soon'u izledim. şahsen erkek kılığında kız hikayesi olarak you are beautiful'dan çok daha güzeldi, kafedeki ortamı sevdim, gong yoo'yu ilk kez izledim mimiksel olarak diğer korelilere göre çok başarılı yani gözleriyle bişiler anlatabilmiş, yakışıklılık olarak kim jae wook varken ona bakmak bana yakışmazdı (: hatun kişi de gerçekten erkekmiymiş neymiş geçmişinde iyi oynamış yani, gerçi ilerleyen yıllarda pek de güzelleştiğini söyliyemeyiz ben diğer çiftin hikayesini daha da beğendim,ah aşk :ühü: kim sam soon en beğendiklerim arasına hızlı bi giriş yaptı epeycene eğlenceli yeri gelince de hüzünlü buldum kendisini ah şu sonlar ben istiyorum ki yani kavuşunca şle bi kaç bölüm versinler şöle doya doya aşk izleyelim ama yok illa son bölümün son dakkalarına sığdırıyolar yetmiyooo arkadaşşş acıyın az bize. şimdi acıklı bişi izlemem lazım bad guy gibi ama hiç elim gitmiyo kendi derdim bana yeter hesabı. kitap olaraktan dokunuşu bitirdim, ahh ahhh karekterine aşık olduğum alexander, tipine aşık olduğum lee (sanki gördüm artık nası canlandırdıysam) aşkına aşık olduğum ruby, tutkusuna aşık olduğum elizabeth hepsi vardı içinde bissürü kişiye dokunmuş harbiden, ayrıca altın,petrol,madencilik,tıp,siyasi ıvır zıvırlardan da gereksiz yere bilgilendirmiş bizi yazar hanım (: sevdim pek. bir halam var istanbulda yaşar, rizeden de bi ev kuruyo kendisine ha beni niye mi ilgilendiriyo iki haftadır uğraşıyorum git gel,iş güç olmasa bile gel diyo kendisi yalnızlığı sevmez kızları ise pek çok sever, neyse ben de seviyorum kendisini. değişiklik bu oldu yeni ev yeni eşyalar yeni düzenler. yenilik,tazelik,yeni kokusu güzel,kendi hayatımda da olsa hiç fena olmazdı.bugün kahve falı baktı hep güzel şeyler söledi de aşktan hiç bahsetmedi yani yine bana hüsran. esranın bebeği ameliyat oldu pek kıymetli bi hoca tarafından, şimdilik sadece tıkalı damar delindi inşallah aparat takmaya gerek kalmıycak, güzel bebeğimiz daha güzel haberler verecek bize inşallah o kadar dayanıklı ki o küçücük beden şaşmamak mümkün değil,hayat sevdiğin birinin başına gelen kötü bi olayla sınıyo bizi, işte hayat ne kadar boktan olduğunu o zaman hatırlatıyo bize, ne kadar anlamsız bi savaş içinde olduğumuzu,işte o zaman diyorum amannn boşver böle yaşa git ne iş ne aşk ne evlilik ne çocuk ama sonra içimdeki milyon şahıslardan biri de diyo ki ama bi amaç olmalı ya sonra yalnız kalırsan,diğer tarafa gidince ne diycem ne yaptım ne ettim ve sonra başka biri de tekrar boşver diyo sen bi bok beceremezsin (: sevgiler.

3 Mart 2012 Cumartesi

tipik depresif günler

her zamanki gibi deprosyandayım tabi ki bu hiç şaşırtıcı değil. en yakın hatta tek arkadaşımın bebeğinin sağlık problemi var küçücük bebeğin ameliyat olması gerekiyo,bu gerçek hepimizi çok sarstı ama bi kaç gündür toparladık biraz çünkü insan üzülmeye bile korkuyo bu durumlarda,beterin beteri var diyosun dur bak çaresi var sonucunu beklemeliyiz diyosun ya çaresiz olsaydı ya o olsaydı bu olsaydı diyip kafanda bi milyon kez kuruyosun o yüzden dua edip beklemek ve kötüyü çağırmamak en güzeli. hep korkarım şükürsüzlükten. ne zamandır yazmıyorum birikti bişiler. sanırım en son iris ve ramyun shoptan bahsetmiştim ikisini de bitirdim. ramyun shop için pek bişi demiycem rahatıkla izlediklerimin en sonuna yerleştirebilirim ama iris harikaydı, çok beğendim ha onda da oturmadı bissürü bişi artık athenanın diğer adı iris 2 ama bence bağlantılı değiller en azından karekterler bazında, tipik bi türk kızı olarak pek tabi sonundan memnun olmayıp zırladım bi ton. ama niye niyee diye dellendim, umuyorum ki açık kalan kapılar en azından bi nebze athenada işlenir athena için de deliriyorum çünkü cha seung pek kıymetli oppalarımdandır. ama sabredip hemen izlemek istemiyorum öyle bi mazoşist tarafım var en iyileri kıyıp izleyemediğimden acı çekiyorum bol bol. depresif durumlarımdan dolayı yeni bişiye başlamadım. en son olarak şeytanın labirentini okudum, ilk başlarda biraz basit gelse de sonradan keyifli gelmeye başladı en azından sürükleyiciydi, fena değildi kısaca şimdi dokunuş'u okuyorum epeycene karakter analizli bişi betimleme o biçim her ne kadar pek hoşlanmasam da betimleme cart curttan bi okuyuşta 120 li bişi okudum biter heralde. şu anda bi yandan üşüyüp bi yandan terlemeyi başarabilen bi bünyeyim bu yazı bitmek üzere saat henüz yarım ne yapıcağıma dair bi fikrim yok, yazık bana. son olarak bu gün 2 marttı rizenin kurtuluşu, iyi ki kurtuldun rize (: