5 Ağustos 2016 Cuma

on beş temmuz geçti üzerimizden

milyarlarca yıl geçmiş ya ben buralara yazmayalı. eski tadı yok sanırım ben de belki dizi izlemiyorum diye yazacak bişi de bulamıyorumdur. mayıstan beri ayıptır sölemesi bi yerimizden nefes alıyoruz zaten. doğru yerden nefes alabilmek için daha üç dört ayımız var, hayırlısı artık. alışmışız yazın çalışmaya tatilmiş, gezmekmiş yok bizde. çok umursamazdım zaten bikinimi giyip te akdeniz sahillerinde salınamıycağıma göre hiç problem değil. ta ki onbeş temmuza kadar, o lanet gece mi desem aksine vatan için mübarek bi gece mi desem bilemedim. işte biz o gece ve diğer geceler bayrak sallayıp aşk ile bağıramadık. ha burası rize öyle tehlikeli bir durum olmadı gidip savunmamız gereken yerler, kişiler öyle bi durumda sanırım kitleyip çıkardık fabrikayı. yorgun, uykusuz ertesi güne bağlandık, saatlerce aralıksız okuduk, izledik. çoğul konuşuyorum çünkü yanımdakiler de benim gibi keza tanımadan sevdiğim insanlar da. hala yüreğimiz dolu dolu değil mi?  hem acı hem gurur bi acaip duygular. bi gece biz de nöbete gidebildik, pek tabi büyük şehirlerin kalabalığı yoktu zaten bir hafta falan geçmişti üzerinden ama küçük bir grupla bile insan aynı hisleri paylaşabiliyor ne kadar yazsam da anlatamıycam. bu yazı dursun burda o gün benim için çok önemliydi, hepimizin için çok çok önemliydi. kötü olduklarını, masum olmadıklarını, işlerinin eğitim, hizmet ile alakası olmadığını biliyordum, yahudiler gibi yayılma isteklerini, islamiyetle alakasız hedeflerini biliyordum. gel gör ki çok iyi kamufle oldular pek çok kişinin hayatını çaldılar, yönettiler. işte o yönettikleri hayatlar, gün geldi masumları öldürdü, ne için kendi ülkelerini satmak için. şaka gibi o kadar çoklar ki nasıl bitecekler? 20 gündür hikayeler dinliyorum, cesaret dolu, aşk dolu, hüzün dolu, ah o kahramanlar. bi de hala yüzsüzce darbeyi savunan, haklı gören, içten içe keşke diyenler görüyorum, diliyorum ki cezalarını çeksinler, en şiddetli şekilde. insanlık nerelere düşmüş hatta kalmamış, kendi insanımızdan yedik bu darbeyi. ilk darbeyi öğrendiğimde kanalları zaplıyorum, internete bakıyorum başbakan açıklama yaptı ama erdoğan yok, ay dedim gitti, nasıl hala konuşmaz bişi yaptılar, titredim, bittik dedim, elim ayağım kesildi ben elli yaşında değilim 33 yaşındayım ama darbenin uğursuzluğunu bilecek kadar okudum, öğrendim. eyvah her şeyi geri saracaz, tekrar ikinci sınıf vatandaş mı olacaktık, tekrar aynı sıkıntılar, maddi sorunları geç, eşarbımı takma biçimime mi karışacaklardı, bunlar ezanı da sustururlar, hepimiz gördük imamlara saldıran hadsizleri. sabaha kadar bu korkular geldi gitti. erdoğan'ı görünce rahatladım bi de o akan insan seli dedim halledicez ya hiçbişi olmayacak bize, inşallah olmayacak da. ben erdoğan'ı seven taraftayım bu adam ya çok seviliyor ya hiç arası yok bi insan böyle olmalı zaten net çünkü, tarafı, yolu, içi, dışı belli. ben de böyle dertleştim senle, burada dur ki yıllar sonra okuyup, anımsayayım bu hisleri tekrar. umutluyum, güzel günler olacak inşallah.